Vazgeçiş öyküsü…
Sevcan Elif Akbaş
->
Bir vazgeçiş öyküsü yaşadığım…
Yıllara meydan okuduğum senelerim… Geçmişimde yaşadığım duygularım… Aşklarım…
Bir vazgeçiş sinyali dudaklarımın kuruluğu…
Bir vazgeçiş öyküsü sildiğim hayatım… Boşluğumdaki karanlık yolda giden bir ben…
Herşeyin adı o kadar çok küçük yazıldı ki bir gün çıkagelirsin diye…
Ama sen bilemedin.. Yaşatmadım sana bu….
Önce geçmişimi sildim… Sonra umutlu yarınlarımı… Parlayan pırıl pırıl gözlerimi kaybettim… Değerlerimi kaybettim… Bir hayalim vardı… Hep derdim ya ’senli benli’… İşte onları sen öldürdün ben göz yaşlarımla gömdüm. Gözyaşlarımla veda ettim sana… Bir el salladım sen görmeden içimdeki sana… Seni ‘Seni Seviyorum’ larla bıraktım olduğun yerde…
Arkamı dönüp baktığımda el salıyordun gülen suratınla bana… Bense son elimi salladım ve bir daha arkama dönüp bakamadım…
Sana gözyaşlarımla, duyamadığın hıçkırıklarımla veda ettim…
Bir vazgeçiş öyküsü başladı yüreğimde… Hayatımdaki herşeyden vazgeçtim… Seni bulduğum karanlık yola saldım kendimi… Yüreğimde bir acı…
Ellerim titriyor. Yaşlılıktan değil, inan bana yorgunluktan… Yoruldum, tükendim… Pes ettim…
Acaba hangi adımda yere yığılacağımın hesabını yapıyorum… Zamanlar sensiz işliyor artık… Alıştım sensizliğe…
Ve diyorum ki:
‘Şimdi arada bir iç çekişlerimsin…’
Kelimeler yine darmadağın bana küsmüş,ağzımı ayrılık açmıyor.
Soğuğunda erirken yokluğunun yüreğimdeki
en sessiz harflerle sesleniyorum sana;Nerdesin?
Ve sen sağır suskunluğunla hesapsız mesafelere çare
olamayacaksın biliyorum. İmkansız bir sevdaya çare
sunmanıda inan beklemiyorum !!! Öyle uzağımki kendimden
bir sürgün başladı içimden sana doğru ağır bir darbe oldu
yokluğun. Hiç bir güneş aydınlatmıyor gözlerimde kanayan
seni;Üşüyorum. Beni kutsal karanlığına götür. Bana kelepçeli
düşlerden sana uzanan köprüler kur. Kur ki avaz avaz koşayım
sana; Varsın ulaşmıyayım nefesine,damarlarımdan çekilsin
sensizlik, dokunamıyayım kokuna,sen yine imkansızlığı vur
suratıma bir değil binlerce kez öldür beni, yeterki bir tek
saçlarım ellerinde asılı kalsın !!! Yaşayacak yer kalmadı bana
nefesimde kanıyorsun;Bak yoksun. Bunun anlamını biliyormusun?
Şimdi burada değilsin hiç olmadınki ve hiç olamayacaksınki.
Erişilmezim imkansızlığımın adı ismini düş yapıyorum
yastığıma, Ve yüzümü gömüp avuçlarına kokuna sığınıyorum
karanlığın perdesini yırtsın ellerin, ben yine direneyim
sensizliğe; Ama gözlerim, gülüşlerim,düşlerim ve RUHUM
saçlarımı astığın ellerinde emanetim kalsın….
İskender bey,
yorumunuz için çok teşekkürler gerçekten hissederek ve anlayarak okumuşsunuz.
bu yorum tam yerine oturmuş diyebilirim. Ellerinize, yüreğinizekaleminize sağlık…
Yazılarınızdan mahrum kalmamak dileğiyle…