Sana Ne dememi İstersin?
Perşembe, Ağustos 23rd, 2007->
Sana ne dememi istersin?
Bu aşka, bu sevgiye ne isim koymamı istersin?
Sana dokunmak, seni sevmek, seni kendimden bir parça hissetmek…
->
Sana ne dememi istersin?
Bu aşka, bu sevgiye ne isim koymamı istersin?
Sana dokunmak, seni sevmek, seni kendimden bir parça hissetmek…
Şimdilerde tarifi olmayan bir mutlulukla yaşıyorum…
Nefes bile almaktan mutluluk duyabiliyormuş insan… Bir nefes kadar yakın bize mutluluk… Yeter ki mutlu olmayı bilelim…
Bir kor düştü sebepsiz yere içime… Yaktı… Canım acıdı… Hiçbir merhem ilaç olamadı yarama… Gitmedik doktor… Dolaşmadık kapı kalmadı… Ama olmadı… Çaresi bulunamadı…
Geçen hafta gittiğim bir kafede lise öğrencileri ile sohbet ederken, edebiyat ve matematik ile ilgili fikirlerimin farkına vardım…vardım diyorum çünkü bu iki olgu üzerine de enine boyuna hiç düşünmemiştim… edebiyatla haşır neşirdim…hatta o alanda söz sahibi olmak
Hey küçük kız!
Yavaş adım at…
Bu hızla gidersen 1 seneye kalmaz küçük fahişe derler sana!
Yaz çok sıcak geçiyor.Bugün bahar mevsiminde düşen cemreleri anlatmak istedim nedense biraz o günleri anımsayalım serinleyelim bir taraftan.Bahar mevsiminin kuş seslerine karışmış ısınmakta olan havaları ve de uzamakta olan gündüz saatlerinin müjdesini veren işaretler sırayla havaya, suya, toprağa (bu sırayı karıştırmış olabilirim, hava ile başladığına eminim ama zaten konumuz tabiat bilgisi dersi değil, bu sıralamanın [...]
Dolunay vurmuş yine koskocaman bir şehrin küçük evine…
Her şey okadar küçük ki aslında… bu kocaman şehir bile küçük kalıyor bana…
Fırtına öncesi sessizlik vardı küçücük yüreğimde…
Anlamıştım. Büyük bir fırtına kopcaktı. Ama yerini zamanını kestirmek ne mümkün?..
Temmuz ayından Kasım ayının ilk haftasına kadar öğle va sabah olmak üzere üzerimdeki bir çift gözü, heranımla izlendiğimi farkedemeyecek kadar arayışsız, biçare dolaşıyordum ortalarda…
Lost ingilizce asıllı bu kelime, bu günlerde Amerika’da türünün tüm örneklerini geride bırakmış bir dizi filmin adı.
Bir uçak kazası sonucu, tuhaf olayların yaşandığı bilmedikleri bir adaya düşen 45-50 civarında kişinin hikayelerine tanık oluyoruz, ama öyle yüzeysel tanıklık filan değil, böyle derinlemesine psikolojik tahliller yapabilecek noktalara geliyoruz.
Mavi gözlerini bulduğum deli deniz…
Yine aynı yerdeydi…