Karanlık
Pazartesi, Eylül 10th, 2007->
Karanlık bir güne daha başladım… Yarı uykulu, yarı uykusuz…
Sanki ben değildim tam 2 gün gece boyunca ağlayan… Sanki ben değildim o sevgim için ağlayan.. Günaydın demelere verilecek cevabım yoktu sabahımda…
->
Karanlık bir güne daha başladım… Yarı uykulu, yarı uykusuz…
Sanki ben değildim tam 2 gün gece boyunca ağlayan… Sanki ben değildim o sevgim için ağlayan.. Günaydın demelere verilecek cevabım yoktu sabahımda…
Vazgeçtim artık herşeyden… Bir ben vardı bende. Bir sen vardı bende…
Bir tane herşeyim vardı şu yalan dünyada tek gerçek… Pembe düşlerim vardı hayallerimde. Senli benli anılar vardı gözlerimde… Çocuklarımız vardı cıvıl cıvıl odalarda. Bir biz vardı küçük bir evin içinde…
Yine yağmur yağar hem İstanbul’ a, hem yüreğime…
Gözlerimde gökyüzü gibi deli bir fırtınada kendinden geçmiş, şimşekler hem gökyüzünde hem yüreğimde…
Cümlelerim yetmiyor sana sevgimi anlatmaya…
Kelimelerimin kifayetsiz kaldığı yersin… Zifiri karanlıkta ışıklar içinde yaşadık sevgimizi… Ve sonsuzluğumuzu konuştuk sevgimizin ışığında…
Dün gece hayalimde sen vardın…
Gülüşün gözlerimdeydi… Hayal etmek bile sıcaklığını hissetmeye yetti.
Sen vardın dün gece yine düşlerimde. Gözlerim ıslandı hafifçe… Ya kavuşamazsak diye çocuk gibi ağladım…
Aşk,sevgi…İnsanoğlu var olduğu günden beri kendini sürekli dış dünyaya beğendirme çabasında. Bu sanki yaşam gayesi. Psikolojide kendini gerçekleştirme dediğimiz kavramın da kökü burada. Kimimizin zaman zaman abarttığı ve bu nedenle karşımızdakileri kırmamızın ana sebebi de bu.
Bugün ayın altısı…
Her ayın altısında kendimi gökyüzüne benzetiyorum… Yüzümdeki gülücük, mutluluk bir güneş gibi yakıyor, büyülüyor, buram buram terletiyor çevremi… İçimdeki deli çocuk ise deli bir yağmur gibi yağıyor…
Benim sevgi anlayışım acı vermek mi?
Bukadar acı çektim, yıprandım, yoruldum, ama şimdi yaşadığımı mı yaşatıyorum? Seni Çok Seviyorum. Ama sana her seni seviyorum da bir acı yaşatıyorum…
Ben bir çingene kızıyım. Bilmem şarkılar yapmayı şiirler yazmayı…
Olabildiğince yaşarım hayatı. Yaşayabildiğim kadar…
Kara gözümü, kara kaşımı, şoparlığımı sevmeli karşımdaki adam…
Çingene diyipte geçmeyin… Hayatı acısıyla, tatlısıyla, sevinciyle, mutluluğuyla, gözyaşıyla olduğu gibi yaşayan tek toplumumuz onlar. O kadar içten, o kadar olduğunca yaşıyorlar ki hayatı… Bazen onlardan bir parça olduğum için kendimle gurur duyuyorum…