Ağlayacağım…
Sevcan Elif Akbaş
->
Benim sevgi anlayışım acı vermek mi?
Bukadar acı çektim, yıprandım, yoruldum, ama şimdi yaşadığımı mı yaşatıyorum? Seni Çok Seviyorum. Ama sana her seni seviyorum da bir acı yaşatıyorum…
Seni üzüyorum değil mi? Zaman zaman bu ben miyim diyorum kendime… Neden sevildiğimi, sevdiğimi bile bile bu kadar acımasızım… Sen benim herşeyimsin… Canımın ta ötesinde camdan bir parçasın… İçimdeki heyecanım, gülen gözlerimsin… Mutluluğumun simgesi, kalp atışımsın… Yeri geldiğinde gözümden akan yaşa sebepsin. Ve herşeyden önemlisi ömrümün bundan sonrasını adadığım insansın…
Seni bukadar çok severken seni hala nasıl kırabiliyorum? Ve sen beni nasıl alttan alabiliyorsun?…
Sen beni kırmamak için susarken cümlelerim boğazıma kitleniyor… Yutkunamıyorum… İçimde sebepsiz yere bir acı beliriyor. Ve hala öfkeme devam ediyorum… Öfkem sana değil kendime! Tokat gibi suratıma çaptırttığım tepkisizliğe…
İçim acıyor hala seni üzdüğüm için… Seni kırdığım için… Özür dilemiyorum, dilemeyeceğimde… Çünkü bu bir şeyi değiştirmeyecek bilirim… Bunu yaşadım… İçinde bıraktığım sancıyı kesmeyecek bir özür… Gözlerindeki umutsuzluğu almayacak bir özür…
Bilmem neden hala bu kadar hırçınım? Öfkeliyim? Esti mi o deli rüzgar gözümdeki seni bile göremiyorum. Dağıtıyorum, yıkıyorum ortalığı… Sonra bir sessizlikle akıtıyorum gözyaşlarımı içten içe… O hep sarıldığımda başımı dayadığım omuzunu istiyorum…
Ben seni böyle içten seviyorum işte… Sorma bana daha ötesini yoksa ağlayacağım…
biten aşklar üzerine;
herşey küçük bir bakış,
bir kalp çarpıntısıyla başladı.
önce bir baş ağrısı gibi hemen geçeceğini düşündüm,
ufak bir mide ağrısydı
yada ilk önce.
sonra acımasızca kaplıyordu bedenimi,
benden habersiz.
tüm duyguları hep birlikte yaşıyordum,
sevgi,umut,hüzün,özlem ve daha sayamadığım birçok şey.
tek başıma yaşayamazdım bunları,
haykırmalıydım içimdekileri,
söylemeliydim tüm cesaretimle
ve öylede oldu,
karşımdaki suskunluğa
karşı haykırdım sevgimi,
yanlışımıydı doğrusumuydu bilemedim.
ama haykırdım, sessizliğe, durgunluğa.
yaşadım ve bitti . ya da, yaşayamadım , bitti.
Yaşanmış ya da yaşanamamış… Pişmanlık ver mı akılda, yürekte…
Kaybetmek için yapmadın ki yaşadıklarını…
Senin değilken bile kazanırım ümidiyle atmadın mı adımını?
Sevmek zor değil aslında çok kolay… Bu da değil tartışması gerekilen…
Asıl sorulması gereken sevgin için ne yaptın…
Yorumuz için teşekkürler… Ne güzel yorumlar bunlar böyle
Günlüğümde yazılı bir yazı uyarmı bilmem ama oku…
Her karesi sonsuz bir ertelemeye
mahkum edilmiş hayatlar vardır bilirmisin,
yaşamla olan sorunlu bağını,
ertelediğin o sıradan hayatın
içine monte edercesine ucu olmayan kalemin ve
asırlık hüznünden akan mürekkebinle
yazmaya çabalarsın.Bütün endişelerini,
sevdanın çıkmaz sokaklarında dağ gibi
karşına çıkan korkularını,
alev gibi yanan alnında hakkın
olmayan bir eli istediğin için
kasıp kavuran suçluluk duygusunu,
o duyguyla gelen bir tutam utanç ve
tonlarca demet yalnızlık kuşatmasını
yazıp,altına “günaşırı intiharlar“
imzasını atmayı dilersin.
Yıllar öyle aceleye yeniktirki
umutsuzluk yaraları açılmış sol yanınla,
acıyla barışma hayallerine dalarsın.
Aslında ne yaparsan yap gecikmişliğini
anlatabilecek hiç bir dilde tek bir söz sarfedemezsin !!!
Sen benim Gökyüzümde gezin
ben senin en gizli yanında
hiçbirşeyin olayım Sen damarlarımda dolaş
ben baktığın yerde görünmeyen olayım
Sen sol yanımda Aşikar otur
ben yokluğunun ısmarladığı bir yalnızlık
olayım
Sen tüm yasakları çiğne ben gelemediğim ülken
olayım Tüm zamanlarım seninle dolduğundan
bu yana ertelediğim her anıma isyan
etme durumundayım ve suçumun çok ötesindeyim şimdi.
Hiçbir masum savunma avucumdaki iki çizgiden biri
oluşunu,kaybettiğim dün oluşunu,
aldığım en utangaç nefes oluşunu affettiremez.
Kan kaybeden ve tarifsiz bir
dün değilmiydik ikimizde söylesene…
Yarın sensiz bir sabah daha beni bekliyor
olacak biliyorsun yokluğun yine terime
karışıp çığlık çığlığa sana akacak.
Vurduğun her yürek atışı adına isyan etsem de sana,
vurulmuşluğumu saklayamıyorum ne yazık.
Bir defter yaprağı kırışıklığı hayatımın
en önemli detayısın sen.
İçime dertti bir kez olsun tutamamak ellerini.
Hiç beceremedim hem ellerini tutup hem gözlerine bakmayı.
Ya ellerini tuttum gözlerin terk etti;
ya gözlerine baktım ellerim üşüdü.
Adı ve yüzü olmayanların sevdasındayız ikimizde.
offff diyorum iskender bey,
Nekadar güzel bir yazı… ne söylenebilinir ki…