Başı bozuk bir yazı
Onur
->
Hayat hep gidip gelmelerle dolu. Bunlar herkeste var. Mesele her gidişten aynen dönebilmek. Ama olmuyor. Her gidiş insandan bir şeyler çalıyor. Yavaş yavaş kıyıya vuran dalgalar gibi sahilinden hayatımızın kumlarını çalıyor. Gün oluyor sahilde kum kalmıyor. Çıplak kayalar kalıyor geriye sessiz, sakin, kimsesiz ve hayatın olmadığı. Yalnızlaşıyor insan her defasında. Hayat çok hızlı ve acımasızca akıyor. Bir sel gibi. Ama bu diğerlerinden farklı. Yaşamak için sele kapılmak lazım. Selden kaçmak değil. Ve zaman, acısını çıkarıyor insandan geç kalmışlığın, yaşayamamışlığın. Hayat insanı zorluyor. En güzeli, hiç bilmeden ve hiç düşünmeden yaşamak. Bir çocuk gibi. Sele kapılmış bir çocuk gibi. Sadece korku yaşayan, yaşayamamaktan korkan, gelip gitmelerde kaybolmayan bir çocuk gibi. Sele kapılmış bir çocuk gibi.
Onur ÖZEY
çok güzel tanımlamışsınız, harika 2 cümle
“Her gidiş insandan bir şeyler çalıyor. Yavaş yavaş kıyıya vuran dalgalar gibi sahilinden hayatımızın kumlarını çalıyor.”
Bazı dalgalarda aksine kum yığar. Dalgakıranı doğru yere kurarsın ve yeteri kadar dalga varsa bir sahil bile oluşturursun