Blaziermania
Onur Özey
->
Portland Trailerblaziers
Blaizermania geri dönüyor. İşte bunun yüzünden ben bu yazıyı yazmaktayım. Portland 13 maçlık galibiyet serisi ve oyuncularının performansı onları bir anda ligin en gözde ekibi haline getirdi. Galibiyet serisinde ve sonrasında oynadığı basketboldan ödün vermeden devam eden ligin en genç ekibi Portland gerçekten bu ilgiyi hak ediyor. Biraz şu andaki Portland kadrosundan, biraz da benim teorimden bu yazımda bahsedeceğim.Öncelikle bunu bilen bazı arkadaşlar olabilir ama tekrar etmekte yarar var. Portland 24 yaş ortalaması ile şu anda ligin en genç ekibi konumunda. Kadrodaki bir çok oyuncu kariyerlerinin ilk üç senesinin içerisinde. Bu da onların ne kadar dinamik ve potansiyelli bir takım olduğu gösteriyor zaten. İşte bu potansiyel gerçeğe dönmeye başladı. Bizi ilgilendiren yanı da bu zaten .
Öncelikle biraz geçmişe dönüp günümüze gelelim. Günümüzde basketbolda belki de en kilit oyuncu pozisyonu power forvet yani dört numara. Savunma da pota altında etki bırakabilen, hücumda bir çok varyasyon uygulayabilen oyuncular genellikle bu mevkide oynuyor. Lig geneline de bakıldığında en başarılı takımlarda power forvetler kilit rollerde. Çoğu takımda da bir numaralı opsiyon. İşte 2000 li yıllarda bu power forvet kavramı eskiye göre değişti ve gelişti. Bir guard kadar iyi şutu olan, blok sezgisi var olan, ribaund alıp, savunma yapan ayrıca hücumlarda en önemli opsiyon görevini üstlenen bir power forvet nesli geldi. Bunları kısaca sayacak olursak Chris Webber, Dirk Nowitzki ve tabiî ki de Rasheed Wallace’ı gösterebiliriz. İşte gelmeye çalıştığım yer buraydı. Biraz uzun oldu ama kusura bakmayın. Neyse işte 2000 yıllara gelinirken Rasheed Wallace çevresinde oluşturulan bir Portland takımı oluştu. İyi basketbolları ile batıda eski gücünden düşen Seattle, Utah ve Houston gibi takımlardan bayrağı devraldılar. Ama ne y
azık ki bu güçlü kadro zamanın Sacramento’sunun uğradığı kazaya uğradı ve Shaq’lı Lakers’a tosladı. Bir yandan da Tim Duncan’lı San Antonio’nun gücünün gün geçtikçe artmasıyla birlikte zaten yaramaz çocuklar olarak gösterilen çok yönlü ama sorunlu Portland kadrosunun tavsiyesi yaklaşmıştı. Kadroda bulunan Rasheed Wallace, Ruben Patterson ve Bonzi Wells bu sabıkalıların başını çekiyordu. Hem yapının bozulması ile hem de Nba’de saygın bir yeri olan Portland’ın bu oyuncular yüzünden karizmasının çizilmesinden ötürü çok zaman kaybedilmeden tavsiyeye başlandı.
O zamanda var olan kadrodan Damon Stoudamire, Bonzi Wells, Rasheed Wallace, Ruben Patterson ve diğer oyuncu serbest kalarak ya da takas edilerek takımdan yollandı. 2003-2004 yıllarında gerçekleşen bu tasfiye işlemi esnasında geleceğin kadrosunda büyük önem teşgil edecek oyuncular olarak Zach Randolph, Travis Outlaw ve Darius Miles kadroda bulunuyordu. Zach 20 sayı 10 ribaund barajını kolayca geçebilecek bir uzun olduğunu gösterdi kısa zamanda. Ama takımda mantalite değişikliği sağlanamıyordu. Zach’in çok iyi olan ortalamaları sadece bir avuntuydu. Ondan çok daha kötü istatistiklere sahip oyuncular all-star olurken onun adı bile geçmiyordu. Belki de bunun sebebi takımın içinde bulunduğu durumdu.
Günümüze doğru yaklaştığımızda 2006 draftında takımın koç değişikliğinden sonra yeniden bir yapılanmaya daha gideceği anlaşılmıştı. Draftta takaslar yoluyla ilk turdan üç hak edinen Portland sırasıyla Lamarcus Alridge, Brandon Roy ve Sergio Rodriguez’i seçti. Kadrodaki şişik kontratlar temizlendi. Lamarcus Alridge elit bir uzun olabilecek potansiyeli barındırdığı bizlere gösterirken, Brandon Roy istikrarlı oyunu ile taraftarlarında dediği gibi “Roy for Roy (Rookie of Year)” yılın çaylağı ödülünü kazandı. Portland’ta bir şeyler olmaya başlamıştı. Bu arada söylemeden geçmek yanlış olur. Asist ortalaması 48 dakikaya göre hesaplandığında Sergio Rodriguez Nba’de birinci konumdaydı.
Playofflara giremeyen Portland için şanslı bir gündü draft piyangosunun çekildiği gün. Portland’ı Brandon Roy temsil etmişti ve 11 sırada bulundukları piyangoda 1 sıradan draft etme hakkını edindiler. Hemde gelecek yıllarda Nba ‘ye damgasını vuraca
ğı sölenen iki süperstar adayının ve birçok potansiyeli yüksek oyuncunun bulunduğu draftta.
Draft seçiminin üzerinde konuşmaya gerek yoktu fiziği ve diğer meziyetleri ile şimdiden bir francise oyuncu kabul edilen Greg Oden Portland tarafından 1. sırada seçildi. Takaslar ile elde edilen draft hakları ile Rudy Fernandez, Petteri Kopponen, Josh McRoberts ve Tauren Green draftta Portland tarafından seçildi.
Oden’ın gelişi ile Zach’in takımda tutulması için pek bir anlam kalmamıştı. Channing Frye ve Steve Francis temelli bir takasla Zach New York yolcusu oldu. Francis’in kontratı satın alınıp serbest bırakıldı. Diğer takaslar ve kontrat anlaşmaları ile kadro oluşmuş oldu.
1. Blake, Jack, Rodriguez
2. Roy, Webster
3. Jones, Outlaw, Miles
4. Frye, McRoberts, Alridge
5. Oden, Przybilla, Lafrentz
Takım bu kadro ile yola çıkacaktı ancak sezon daha başlamadan Oden’ın sezonu kapatmasına sebep olan sakatlık gerçekleşti. Ve geleceğin en önemli pivotlarından biri olarak gösterilen Oden ilk sezonunu tamamen kaçırmış oldu. Bütün bunlara rağmen Portland yolundan şaşmadı.
Sezonun başında biraz sendeleseler de çabuk toparlanmayı bildiler. Brandon Roy’un önderliğinde Alridge’in Outlaw’ın ve tüm takımın yardımıyla 13 maçlık bir galibiyet serisi yakaladılar. Bunun geçici olabileceği üzerine yorumlar yapıldı. Evet takım çok gençti. Bu belki de bir tesadüftü. Ama seri sonlandıktan sonra devam eden performans bunun hiçte öyle olmadığını herkese göstermişti. Bu arada Brandon Roy iki kez haftanın oyuncusu seçilirken benim kanaatimce all-star maçındaki yerini herhangi bir sakatlık yaşamazsa garantiledi.
Portland’ın durumunu zaman içinde gelinen yeri bu şekilde anlatmış olduk. Gelelim şimdi benim yazının başında bahsettiğim teorime. Bu teori birazda Portland’ın geçmişine dönük olarak ortaya çıkıyor. 1970’lerin sonunda Nba’de Blaziermania denen bir olgu ortaya çıktı. Bill Walton’ın önderliğinde 70’lerin sonunda bir kez şampiyon olmayı başardılar.
1980’lerin başında takım yeniden yapılandı. Bu sefer takımın lideri konumunda Michael Jordan ile beraber döneminin en başarılı guardlarından biri olan Clyde Drexler’dı. Portland yine bu yapılanma sonrasında 90’ların başında 2 kez final oynamayı başardı ama şampiyon olamadılar. Zayıf batının Lakers ile birlikte en elit takımıydılar.
1990’ların ortasında Clyde Drexler takas edildi. Bu takas sonrasında Clyde çok istediği şampiyonluğa efsanesi olduğu takımda olmasa da Houston ile ulaştı. Clyde’ın gidişi bir dönemin daha kapandığı anlamına geliyordu. 2000’lerin başında yeni takım oluşturuldu. Bu sefer temel direkt olarak Rasheed Wallace alınmıştı. İnatçı ve bazen aşırı agresif olabilen yapısı ile rakiplerini rahatsız edebilecek bu takım batı konferansında elit bir takımda olsa zamanın Lakers’ı ve Spurs’üne tosladı. Bu takım sorunlu olması nedeniyle kısa bir süre sonra dağıtıldı.
Ve geldik günümüze. İşte Portland bu yollardan geçip geldi. Şu anda gerçekten çok büyük bir potansiyelleri var. Oden’ı henüz izleyemedik. Bir Leborn James’leri ya da Dwayne Wade’leri olmayabilir ama gerçekten potansiyeli yüksek ve bu potansiyeli de her geçen gün sahaya yansıtan bir kadroları var. İşte burada benim teorim ortaya çıkıyor. Böyle iyi bir kadro yakalanmışken oyuncularında yaşlarını göz önüne alacak olursak, hemen hemen hepsinin Nba tecrübesinin belli yere gelmesi ve oyunlarının olgunlaşması 2010’lu yılların başını gösteriyor. Bu zaman ayrıca San Antonio, Dallas, Phoneix, Detroit gibi şu anda ligin lokomotifi konumunda ki takımların muhtemel yenilenme sürelerine denk geliyor. Ben Portland’ın daha önceki 3 10 yıldaki gibi yine belli bir başarı elde edeceğini düşünüyorum. Ama bu sefer diğerlerinden çok daha farklı olacaktır. O günler geldiğinde olup bitecekleri göreceğiz. Ben burada yazıma son veriyorum.
Zaman ayırıp okuyan arkadaşlara çok teşekkür ederim. Bir daha ki yazıda görüşmek üzere. Hoşçakalın…

Aslında Oden’ın sakatlığına birde iyi tarafından bakabiliriz. Oden seninde dediğin gibi francise oyuncusu olduğu için belkide daha Roy ve Aldridge tam olarak kendilerini keşfedemeden Oden’ın gölgesi altında kalacaklardı. Şimdi ise bağımsızlar, Oden’sız ne yapabileceklerini gösterdiler, bizde yetenekliyiz, all star bile oluruz gerekirse dediler. Bence Oden sezon başında hemen oynamaya başlasaydı bana işler bu ikili için biraz daha sönük olurdu gibi geliyor. Seneye Oden sakatlıktan güzel bir dönüş yaparsa Portland dediğin gibi bu performansların üzerine Odenda eklendiği için uçacaktır(uzun oldu galiba bu yorum
)