Hayattan bir gün daha…

İskender Irmak

Hızla geçiyor zaman demi arkadaşlar; hiçbir şeye kafaya takmadan, aldırmadan, durmadan usanmadan duygusallık duraklarında, mevsimlerin o güzel tadına varamadan…

Sadece birkaç güzel resme, şiire,yazıya ya da şarkıya ya da bir filme sığdırılmış anlarda olmasa, belki düşlenecek o güzel geçmiş bile kalmayacak belleğimizde, gidiyor zaman bu hız girdap gibi yutuyor beni ve hepimizi yanından geçtiği her saniyeyi.

Ve biz insanlara fanilere, fani değilmişçesine hic ölmeyecekmişcesine bizi biz yapan sevmeye, aşka ait güzel tatlardan uzaklaşıp maddeye, paraya esarete doğru hızlanıyoruz, hızla akan zamanımıza paralel olarak. Şunu şuna eklesem daha kolay olacak, bununla gidersem range rover misalen daha çabuk giderim, hayat onu dahil edersem dahamı iyi olacak. Bence herkesin hesap makinelerine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum, çünkü bu kadar hesabı akıldan yapmaya da yetmeyecek yılar,saatler gün güne.

Sızlanıyor ben, insanlar; monotonlaştı demi hayat, robot muyuz insan mıyız diye. Oysa biz değil miyiz tekdüze yapan günleri, her gece aynı hesaplar peşinde? Hangi güne kadar ertelenir bu manevi hazlar, istekler ,doyasıya sevmek, gülümsemek kadere, hangi gün varolurken bize bahşedilmiş en güzel hediye olan aşkımızı duyarlılığımız hatırlanacak?Acaba…

Bu yorgunluğumuz, yılgınlığımız bıkıkınlığımız,sevmemekten, sevilmemekten bence ihmal etmekten aşkı, maddeye (paraya) sarılmaktan, manevi şeylere tutunamamaktan.Yani sana…

Kim bilir ne kadar sürer bu aşk böyle. Gerçek ve büyük pes ediş ne güne gelecek ve nasıl yaralar açmış olacak içimizde. Geri dönüşü de olmayacak gercekten, hatta üzerinde uzun uzun düşünemeyeceğiz bile, çünkü zaman aynı hızıyla geçiyor olacak yanı başımızdan. Bu hız içinde hiç aşk için, sevmek sevilmek için kullandım, kullanıldım diyeni de görmedim.işimiz gibi bu bir moda olsa bu ve bunu yaşasak bir dönem; kanımca kimse vazgeçemeyecek bu alışkanlıktan. Ama sadece aşk için, sevmek ya da sevilmek için…

Kimsenin canı yanmayacak demi iskender, yüreği acımayacak demi iskender, muhasebesi yapıldığında kimse yıpranmayacak demi iskender, eksiltilmemiş, olacaklar. Şikâyet edeceğini sanmıyorum kimsenin sevmekten, sevilmekten sadece ve sadece sevmek ve sevilmek için kullanıldıklarında benim ve senin gibi, aşk için kullanıldıklarında. Aslında “kullanılmak” fiili sert bile kalıyor bu durumda ama işte, “dahil edilmek” daha doğru olur; “Sevmeye dahil edildim ben, sevilmeye dahil ettim seni”. Söylerken bu kadar hoş geliyor kulağa, yaşanırken ne görkemli olur kim bilir. Kim bilir diyorum, çünkü unuttuk bunları demi, zamana paralel koşup maddeye eğildik,parayı sevdik.

Tek başına birinin gücü yetmez herşeyi tersine çevirmeye her şeyi, belki bir damlayı, ama çağlayana dönüşür istersek. Herbirimiz bir damla olup da hep beraber çağlayanlar olalım mı hep beraber? Evet diyor demi sesiniz ve gönüllüyseniz he akmaya , damlayın şimdi, üst üste damlayalım hep beraber. Sevmek için kullanalım birbirimizi, sevilmek için, aşk için olurmu acaba…?

Ben aşk için hep kullanıldım diyeni görmedim, siz gördünüzmü bilmiyorum ama görmek istiyorum. Zaman da inatlaşamayacak bizimle demi zaman, kendi değerlerini yükseltemeyecek biz istemeden o zaman. Biliyorum, hissediyorum ki damlamaya hazırsınız şimdi, teşekkür ederim.İnsanı ve beni hayata bağlayan iplerin ip ince ama her biri değişik umutlardır. Tanıdıkça bu dünyanın soyut ve somut nimetlerini,içindekileri; bize ait duygular, düşünceler, hayaller biriktiririz. Hayaller kurarız sınırlı ya da sınırsız. Umut ederiz yaşamak istediklerimizi. Ne adına ne aşklar için beklenti içinde olursak olalım, “mutluyum” diyebilmek içindir hepsi. İş, aşk, para, sağlık, başarı her neyse umudumuz ,herhangi birine beslenmiş umut, mutluluğu tanıdığımız şekle uygundur demi… Doğa annenin dengesini sağlamak için olsa gerek, mutluluğa giden yolda umuda yolculuk yapmak meşakkatlidir,zordur. Algılayabildiğimiz,anladığımız şeyleri hayatın içine oturtmak, yakın çevremizdekileri, herkesin özgün fikir (özgür demiyorum özgün) ve karakterleri olduğunu düşündüğümüzde düşlerimize, düşüncelerimize dahil etmek zordur. Zordur yolumuza çıkabilecek engeller için gard almak, hepsini hesaplayabilmek, tek tek zorlanarak çözüm üretmek ve bunları hayata geçirip yoldan çıkarmak. O zorlu yolda ilerlerken yeni tanıştığımız biçimlere ve tesadüfen karşılaşmanın etkisiyle kendimizde olduğunu bile bilmeyip keşfini yaptığımız var olan ama bizim bulduğumuz durumlara adapte olmak, kucaklayıp kabullenip bir sonraki aşamaya geçmek zordur, zaman alır. Çok ama cok uzundur umutlara doğru çıkdığımız yolculuk . Sabır gerektirir zordur, taş olsa çatlardı diyebileceğimiz kadar sabır. Sabretmek zor değil midir çoğu zaman, yoğun bir terbiye gerektirmez mi sapmalar olmasın diye? Kuvvet gerektirir dayanabilmek için demi karımıza cıkan olumsuzluk rüzgârlarına; kuvvet, eğitilmiş güç değil mi? Kuvvet, doğru kullanıldığı zaman kuvvet olup yanlış kullanıldığında şiddetlere varan bir özellik değil midir sizce? İyilik adıyla anılan tarza sahip olmak gerek. Büyük bir çoğunluğun kötülüğü pisliği meziyet gibi algılayıp anladınız siz onu öyle yaşayıp yaşatmaya çalıştığı yerlerde iyi olmak ve öyle kalmak zor değil midir arkadaşlar? Zor, evet cok zor bu yolda karşılaşacağımız şeyler biliyorum. Ama bir inanç besleyip onu hayallerle süsleyip ona doğru yürümek çok güzel ve güzel olanlara dikkat edin, kolay olmayanlardır benim gibi. Değer arkadaşlarbu mücadeleye, bu yola olan cıktığınız sevdaya aşka. Hayatın tâ kendisi bu diyerek, üzerine üzerine inatla gitmeye, verilmişle yetinmeyip dengesini bozmadan hiçbir şeyin, boğulmadan ihtiraslarda ateşler içinde düşlemek ve düşe doğru koşmaya, hatta hatta uçmaya değer arkadaşlar bu güzelliğe. Arkadaşlar ve sen varsın olsun engel niteliğinde olanlar, yola çıkmaya kararlı olun, yeter. Ne kadar önemli olabilir ki meydana gelen tahribatlar yıkımlar yakaladığınız mutluluğun yanında? Bir bir onarırsınız onları, sararsınız açılmış zamanlı zamansız yaraları, yola çıkmaya kararlı olun ve ilk adımı atın şimdi yeter. İlk adımdan sonra zaten içinde olacaksınız hepsinin, dışına çıkıp da seyretme şansınız olmayacak bir daha; üzerinize bulaşan şeyi, iyiyse taşımak, kötüyse yıkamak zorunda kalacaksınız ve her ikisi için de yeni olan başka şeylere ihtiyacınız olacak.Dost ya da düşman ya da nötr olacaksınız, ama bir şey olacaksınız. Tanıdığımız, bildiğimiz kadar varlar diyeceksiniz ve yolunuza giderken, zaman zaman yanınızda ya da karşınızda olacaklar,yımayacaksınız. Benim gibi sevdiğiniz her şeyi birden isteyince, zor olacak elbette biliyorum hepsini birden taşımak off, onca yükle yol almak. Dokunmak isteyecekler; belki paylaşmak, belki de bir miktarını çalmak isteyecekler umutlarınızı… Umuda aşka yolculuk zordur. Mutluluğu aşkı yakalamak ve yakaladığınız gibi tutmak, sarılabilmek zordur. Bütün zorluklarına rağmen güzeldir ve vazgeçmemek gerekir. Yola çıkmaya kararlı olun size diyorum ve ilk adımı atın yeter, güzeli güzel yapan zorluğudur onun gibi. Bu hayat zordur, -zor olanda onun gibi güzeldir- o halde hayat güzeldir, -umut ettikçe yaşarsınız- o halde umut etmek güzeldir ve umuda yolculuk işte bu yüzden zordur ama sonu güzeldir.Sevgililer gününde sevdiğinize en büyük hediye kendinizsiniz onu sarın ve öpün yeter…Sağlıcakla,umutlarınızla,sevdiklerizle kalın.Eyvallah…

Yazılardan Seçmeler

Yorum yapabilirsin

Yorumun

otel emlak in?aat tekstil Resources blogs Resources blogs Blogarama Resources Blogs gesundheit-entspannung Clicky Web Analytics