İstiklal Harbi Yıllarına
İrem
->
Yıkılıyordu Anadolu dört bir yandan
Yakıyordu düşman bin bir yönden
Yakıyordu mermiyi çakmak misali
Vuruyordu hançerini Anadolu’nun bağrına.
Sanıyordu düşman Anadolu’yu çalı çırpı
Ne çabuk unutmuştu Pasinler’i Sırpsındığı’nı
Barut-Pusula cesaret vermiş olsa gerek
Yine toplanıp gelmiş Romen , Frenk.
Timur , Tuğrul , Afşin göçtü bu dünyadan
Lakin aynıdır damarımızdaki kan
Malazgirt’de Anadolu’dan doğan güneş
Bu sefer Samsun’dan göründü gürleyerek.
Sarı saçlarıyla , mavi gözleriyle güneşti , göktü , Türk’tü
Anadolu’yu sarıp sarmaladı Türklüğe bürüdü , yürüdü …
Savaşmayı değil ölmeyi emretmişti en başından
Şimdi ölmek zamanı Afyon – Kocatepe’den.
Hacıanesti , Trikopis ve daha niceleri
Nal toplayarak korkakça kaçtı her biri
Ütopyasında boğulmuştu Rum’u Ermeni’si
Şimdi dökmek zamanıydı denize her birini.
Dök düşmanı Ege’nin kazan dipli koylarına
Ey Türk! Bulunmaz eşi bu tadın acunda
İzmir zaten bizimdi Timur’dan bu yana
Dengin değil ki gelmişsin savaşmaya.
Yirmibirden – yirmidörde dersini verdik garbiye
Yürümek , koşmak , kuş olup uçmak zamanıdır Türk’e
Bilim , sanat , kültür işte budur büyüklük
Çıkacaktır yine Farabiler , Uluğ Beyler en büyük .
Yaptığın ihmalkarlık musibetin olsun
Bilimden uzaklaştıkça aklında bulunsun
Okunu eksik etme sırtından her daim
Lakin kaleminle ver dersini Türk hep galip