Kazan Kaynıyor…
Onur Özey
->
Nba kazanı kaynamaya başladı. Nba de geçtiğimiz günlerde gerçekleşen takaslar ve imzalanan kontratlarla dengeler değişti. Batıda playoffa kalmak için yakında 50 galibiyet barajını geçmek yetmezse şaşmayın. Neyse işin şakası bir yana iki büyük takas ve diğer hamlelere gelin şöyle bir göz atalım. Önce free-agent piyasası..
Chris Webber - Golden State Warriors
Geçen sezon kontratı satın alındıktan sonra 76ers tarafından serbest bırakılan Webber Detroit Pistons ile sezon sonuna kadar sözleşme imzalamıştı. Ancak playofflarda konferans finalinde Leborn James ve Daniel Gibson lı Cleveland Detroit’i elemişti. Yani yüzüğe bir daha bay bay(Horry’i saygıyla anıyoruz).
Ölü sezonda kontratı yenilenmeyen Webber’in şampiyonluk adayı bir takıma gitmesi bekleniyordu. Detroit ve Boston gibi takımların adı geçse de geçtiğimiz günlerde Nba kariyerine başladığı Golden State ile kontrat imzaladı(Webber 1993 yılında 1. sıradan Orlando Magic tarafından seçilmiş ancak Golden State’in 3. sıra seçimi Anfernee -Penny- Hardaway ile takas edilmişti). Golden State’in hızlı hücum sistemi için biraz aksak bir oyuncu olsa da batının devlerine karşı playofflarda çok önemli görevler üstlenebilir. Tabi öncelikle playofflara kalmaları gerekiyor.
Damon Stoudamire - San Antonio Spurs
Memphis in tecrübeli gardı geçtiğimiz günlerde gençlere fırsat sağlanması için takım
tarafından serbest bırakıldı. Portland günlerinde yıldızlaşan Stoudamire San Antonio Spurs ile anlaştı. Böylece Tony Parker‘ın balayı sonrası yaşadığı mahmurlukla beraber gelen sakatlık dönemini biraz daha kolay atlatabilirler. Bu arada San Antonio Stoudamire’ın gelişi ile tam bir huzur evi havasına büründü(Bende San Antonio taraftarıyım yanlış anlaşılmasın).
Earl Boykins - Charlotte Bobcats
Zor zamanların muhteşem küçük dev adamı Charlotte ile anlaştı. Kariyerinde Denver ile
yıldızlaşan Boykins geçen sezonu Milwaukee de sonlandırmıştı. Uzatmalarda oynadığı
başarılı oyunlar ve son saniye basketleri ile bilinen Boykins sezon sonuna kadar
Bobcats’ın gard rotasyonunda süre alacak.
Ve sıra geldi takaslara…
Pau Gasol - Los Angeles Lakers
İspanyolların ve Memphis’in starı Pau Gasol Lakers yolunu tuttu. 2001 yılında üçüncü
sıradan seçilen Pau aynı sezon yılın çaylağı ödülünü almıştı. Memphis’in savunma temelli
takımının ana direğini oluşturan Pau geçen sezonlarda playoff yapmalarına rağmen hiç maç kazanamamıştı. Savunma ağırlıklı sistemin değiştirilmek istenmesiyle kadroda değişiklikler yaşandı. Her yeniden yapılanma gibi sancılı olan bu dönemde Gasol kaybetmeye dayanamadı ve takasını istedi. Önceleri ikna edilen, keyfi yerine gelsin diye yakın arkadaşı Juan Carlos Navarro takıma katılan Gasol daha fazla dayanamadı ve en sonunda takas ile Lakers yolunu tuttu.
Zaten iyi performans gösteren Lakers böylece çok önemli bir parça kaybetmeden bir eski
all starı kadrosuna katmış oldu. Gasol karşılığında Memphis Kwame Brown, Javaris Crienton ve Aaron Mckie‘yi kadrosuna kattı. Tabi arada draft hakları da yer değiştirdi. Unutmadan draft hakları Lakers’ın elinde bulunan Pau’nun kardeşi Marc Gasol‘un da draft hakları Memphis e geçti. Bütün bunların sonrasında Lakers artık hakkında şampiyonluk söylentileri bile çıkarılabilecek bir takım haline geldi. Andrew Bynum‘un dönüşü ile birlikte Lakers’ın neler yapacağını göreceğiz.
Diesel in Phoneix
Nba deki belki de gelmiş geçmiş en dominant oyuncu olan Shaquille O’neal, Shawn Marion ve
Marcus Banks karşılığında Phoneix yolunu tuttu. Batıda ki büyük rekabet içinde bir şeyler yapmaları gerektiğini düşünen Phoneix yönetimi böylece belki de ön alanda diğer rakipleri ile kafa kafaya gelmeyi başardı. Miami ise kötü gidiş içinde bir arayış içindeydi. Onlar böyle bir hamle ile kendilerine yeni bir yol çizmiş oldular. İsterseniz iki takım içinde takası değerlendirelim.
Phoneix Steve Nash’in takıma gelişi ile batıda şampiyonluk için oynayan üç büyük takımdan biri haline gelmişti. Nba de her geçen gün yayılan ve daha çok takım tarafından benimsenen açık alanda hızlı basketbol felsefesini ortaya koydular. Ligi bir sezon birinci bitirmeleri ve sistemlerinin beyninin de iki kere mvp seçilmesi onların başarılı olduğunun göstergesiydi. Ancak bu başarılar bir yere kadardı. Şampiyonluk için kendi konferanslarındaki en büyük rakipleri Dallas ve San Antonio’ya karşı boyun eğdiler playofflarda. Sistemleri her ne kadar onları bu noktalara getirse de pota altındaki zaafları onların bir adım öteye gitmelerini etkiledi. İşte son zamanlarda Gasol’un Lakers’a gelişiyle birlikte onlarda bir şeyler yapmak zorunda olduklarını anladılar ve bu takası gerçekleştirdiler. Bir çok kişi bu takasın Phoneix açısından zararlı olduğunu düşünüyor ama ben aynı düşüncede değilim. Bence Phoneix Shaq ı sezon için almadı. Onu almalarının tek sebebi şampiyon olmayı istemeleri. Marion yokken Boris Diaw onun yerinde oynayacaktır. Sezon derecelerinin çok etkileneceği düşünmüyorum. Marion bir çok konuda takımada katkıda sağlıyordu ve bunun herkes farkındaydı ancak Marion sezon sonu muhtemelen ayrılacaktı hem de karşılığında hiçbir şey alınmadan. İşte bunun olması izin vermediler ve daha önce hiç olmadıkları kadar şampiyonluk için büyük bir aday konumuna geldiler. Shaq playofflarda hızlı hücum silahları durduğunda ne yapacağını bilemeyen Suns’ın şampiyonluk kapısını açabilecek bir anahtar. Bekleyip zamanı geldiğinde hepsini göreceğiz.
Miami ise zaten lotaryaya oynadıkları bir sezonda böyle bir hamle ile salary caplarında da büyük bir boşluk yaratmış oldu. Eğer Marion ile imzalamazlar ise hem üst sıralarda üstün bir yetenek hem de serbest oyuncu piyasasından da bir yıldız alabilirler. Böylece yeniden doğuda üst sıralar için mücadele edecek bir takım haline gelebilirler.
Sonuç olarak ben iki takımında bu takastan kendi takımları için karda olduklarını düşünüyorum. Shaq ne kadar etki eder bilinmez ancak yaptığı demeçler kendisi hakkında yapılan yorumlar sonrası aslında ne kadar da motive olduğunu gösteriyor. Kariyerinde ilk defa all-star olamayan Shaq bakalım Phoneix te neler yapacak.
Bir daha ki yazıda görüşmek üzere hoşçakalın…