Özlediğim günlerden biri…
İskender Irmak
->
Benim altı yıldır yaşamadığım ve özlediğim bir günden bahsedecem,içime uhte etti.Benim yazılarımı okuyun ama siz beni örnek almayın, işinize, uğraşlarınıza duyduğunuz aşkın yanına şöyle canlı canlı, dokuna, sarıla yaşadığınız klasik anlamda ki aşkı yaşamınızdan bir şekilde eksik etmeyin, inanın her şey daha güzel olur…Günleri ayırmayı sevmiyorum. Her gün her şey olmalı bence, anneler günü olmalı, babalar günü, arkadaşlar günü, dostlar, komşular, kardeşler günü gibi, her gün her şey günü olmalı.
Biliyorum, değişen dünyanın değişen zevkleri yaşamdan, sağımızdan solumuzdan bize dokunan, bizde kalan, teğet geçen şeylerden gerçek anlamlarını çıkarmamızı zorlaştırıyor, bu zorlukta alacağımız tatları gerçek niteliklerinden eksik bırakıyor.
Belki de bu sebepten zamanları böyle spesifik tanımlanmış günlere bölmek faydalı, hani o delişmen hızın içinde biraz nefes almak ya da ihmal ettiğimiz yaşamsal değerlere bir günlükte olsa daha derin odaklanabilmek için….. Öyle ya hiçbirimiz sevgi duyduğumuz şeyleri bir yerlerde unutmuyor(dileği hiç ama hiç) ve zaten hayatımızın tam ortasında durduklarını düşünerek başlıyoruz güne, öyle uyanıyor, duş alıyor, öyle yola çıkıyoruz…
Çok değil birinin yokluğuyla yüz yüze kalsak yarım yaşanırdı her şey, aklın bir yarısı meşgul olduğumuz eylemde ise diğer yarısı yokluğunu bildiğimiz (benimkini biliyorsunuz artık dilek) kişide olurdu.
Bunu ancak ölüm gibi sonsuz ayrılıklarda tüm acımasız çıplaklığıyla görebiliyor insan, kıymetini bilemediğinin, onunla olan zamanların tadını tam da çıkaramadığının farkına varıyor.
Oysa ki şimdi burada yanı başımızda duran ve varlığının mutluluğu duyulacak o kadar insan var ki, ne sıfatla zihnimizde gönlümüzde yer etmiş olursa olsunlar, biz onları hangi en çok sevdiklerim sıralamasına sokup yerlerini belirleyelim, her biri çok önemli.
Her biri başka sonuçların sebepleri gibiler, mutluluk sonuçlarının, insana kalan sadece onların varlığına teşekkür etmek ve ama yüzlerine ama olmadıkları yerde bu teşekkürü bir törene dönüştürmek, çok derinde içeride bu nimetleri kutsamak.
Her günü her şeye dönüştüremediğimizden özel tanımlamalarla ayrıştırılmış zaman dilimlerine iyi ki varlar diyorum, sevmiyorum ama iyi ki varlar. Böylelikle sanki diğer günlerde önemlerinden bihabermişiz gibi hayatımızın merkezinde duran kişileri en sevecen halimizle kucaklıyor, yukarıda sözünü ettiğim teşekkürü yerine getiriyoruz.
Peki olmalı mı? Evet olmalı, hayat bu denli uzaklaştırıyorsa insanı insandan, unutturuyorsa varlıklarından coşku duymamız gerekenleri, ihmal etmek zorunluluktan doğan bir eyleme dönüşüyorsa… hem de çok gerekli.
Sevgililer günü sadece sevgili olmakla kutlanacak bir gün değil ama bırakalım hakkını yine sevgilisi olanlar ya da birine sevgili olanlar versinler, onlar birbirine 14 şubat 2008gününden önce ya da sonra davrandıkları şekillerden daha içten ve aşka dair davransınlar, gittikçe aşkların aşk gibi yaşanılmadığı düşünülürse durumlarını gözden geçirsinler, örnek olsunlar.
Belki sevgililer günü sonsuz uyanışı sağlar diğer günlerini 14 şubat gibi yaşamaya başlarlar, sevgilisi olmayanlar da üzüm üzüme baka baka kararır misali iyi birer sevgili olma yolunda adımlar atarlar, tabi ki iyi bir sevgili olmak için önce bulmak gerektiğini unutmayarak.
Gelecek sevgililer gününüz kutlu olsun, devlerin aşkı gibi büyüktü bizim aşkımız diyebileceğiniz sevgilileriniz olması dileğimle.Eyvallah
İskender IRMAK