->
Uzun yıllar yurt dışında kalmış ve Türkiye üzerine tezler hazırlamış olan genç ama parlak ak
ademisyen Türkiye’ye döner. Arkadaşıyla gezdiği kenar mahallerden birinde gördüğü güzel çingene kız üzerine hayatını değiştirecek bir bahse girer: “Bu kenar mahalle dilberinden hanımefendi olur mu, olmaz mı?”. Akademisyen çingeneden hanımefendi yaratmaya çalışırken, “Öteki Türkiye”nin gerçekleriyle yüzleşecek, kız parlak bir yıldıza dönüşürken, genç adam da aşkı ve yurdunu keşfedecektir… Devamını oku »
Ağustos 1st, 2010 in
Diziler Etiketler:
atv,
dizi,
gönülçelen |
Yorum Yok
->
Çok sevdiği Nişanlısı Saffet’le evliliğe giderken, en yakın arkadaşının sevdiği adama aşık olan Zey
no, aşk acısına dayanamayıp zayıf düşmüş ve yolculuk öncesinde bayılmıştır. Bunun üzerine Saffet’in kararıyla evlilik fikri bir süreliğine askıya alınır ve nişanlılar Büyükada’ya taşınır. Saffet ile huzurlu bir döneme giren Zeyno, kendini yavaş yavaş toparlamaya başlar. Azize’nin kardeşlerinden Nihat eğlenmek için gittiği bir partide uyuşturucu kullanan gençlerin arasında en beklemediği kişiyle karşılaşır. Neye uğradığını şaşıran Nihat durumu anlamaya fırsat bulamadan, mekan polislerce basılır. Gözaltına alınan gençler arasında Gülsüm ve Nihat da vardır. Bu olay Azize ile Handan’ın arasındaki buzların da erimesine neden olacaktır Devamını oku »
Ağustos 1st, 2010 in
Diziler Etiketler:
atv,
dizi,
kalp ağrısı |
Yorum Yok
Hayatın kendisi kadar komik ve duygusal bir dizi olan, “Çocuklar Duymasın” kaldığı yerden de
ğil günümüzden devam ediyor. Çünkü bizim izleyemediğimiz 7 yıllık dönem içinde orada hayat hiç durmadı. Evlerinin dekorasyonunu değiştirdiler, iş hayatlarında yeni pozisyonlar elde ettiler ya da edemediler, çocuklar büyüdü, Haluk, Meltem ve diğerleri yaşlandı. Ama Haluk hala bildiğimiz Haluk, hala her şeye karşı, muhafazakar ve milliyetçi. Meltem de büyük değişiklik yok, modern, ideal ve ahlaklı bir eş. Ailenin meseleleri yine çok küçük, kredi kartları, telefon faturaları, alış veriş giderleri, tatil masrafları ve hayatın içinde akıp giden her şey. Devamını oku »
Ağustos 1st, 2010 in
Diziler Etiketler:
atv,
çocuklar duymasın,
dizi |
Yorum Yok
Demet Akbağ, “SEN HARİKASIN” adlı dizide her hafta tipten tipe girerek izleyicisini şaşırtıyor. “SEN HARİKASIN” adlı
dizinin Harika’sı Demet Akbağ, hafta içi saat 20.00 de ATV ekranlarında yayınlanacak bölümlerde farklı tiplere bürünerek adeta oyunculuk şovu yapıyor. 1950’lilerde Amerika’da sitcom tarihini başlatan ve yıllarca sevilerek seyredilen ‘I love Lucy’ Türk izleyicisine “SEN HARİKASIN” olarak ulaşıyor. Devamını oku »
Ağustos 1st, 2010 in
Diziler Etiketler:
atv,
dizi,
sen harikasın |
Yorum Yok
RENGARENK KİŞİLİKLERİYLE “ŞENYUVA” AİLESİ KAPILARINI AÇIYOR!!! Onların i
şi “ilişkiler”… Münir (Levent Üzümcü) ve İnci (Ceyda Düvenci), günümüzün en popüler konusunda, kadın-erkek ilişkilerinde uzmanlar! Meslekleri “aile terapistliği”. Onlar hastalarına danışmanlık yapıyor, aileleri de isteseler de istemeseler de onlara! Şenyuva ailesinin evinde bir çocuk, bir kayınvalide bir de kayınpeder ve hepsi ayrı alem komşularla ekran şenleniyor: Şenyuva, herkesin çok bildiği sorunlara, kahkaha dolusu çözümleriyle geliyor!!! Devamını oku »
Ağustos 1st, 2010 in
Diziler Etiketler:
atv,
dizi,
şen yuva |
Yorum Yok
Azeri asıllı olan Cazibe Abbasova, Türkiye`de çalışma izni almak için kağıt üzerinde bir Tür
k vatandaşı ile evlenmeye karar verir. Bu tarz işlere el altından aracılık eden Gül Hanım vasıtası ile bir süredir ekonomik sıkıntı yaşayan Kemal’e ulaşır. Üç yıl evli kalmaları hiçbir şekilde boşanmamaları gerekmekte ve bu üç yıl gerçek bir evlilik olduğuna denetçileri inandırmak zorundadırlar. İthalat şirketinde çalışan, zor günler yaşayan ve yüklü bir para alacağı için bu nikahı kabul eden, nikaha kadar evleneceği kişiyi bile görmeyen Kemal, Cazibe’yi ilk kez nikah salonunda görür. Ama kişilikleri farklı olduğu için daha ilk dakikada kavga etmeye başlarlar. Devamını oku »
Ağustos 1st, 2010 in
Diziler Etiketler:
atv,
dizi,
yahşi cazibe |
Yorum Yok
Sıra dışı federal polislerden ve yerel emniyet güçlerinden oluşan suç savaşçısı özel bir tim, şehrin en çok aranan 100
suçlusunun peşine düşer ve soluk kesen bir macera başlar… Şehrin çok aranan üç suçlusunun hapsi boylamasının ardından, Teğmen Conrad “Connie” Rose ve ekibi, listelerine ekleyecek yeni bir kaçak bulmuşlardır bile: Soğukkanlı bir polis katili olan Machado tutuklanma esnasında yetkililerin elinden kaçmıştır ve şimdi Teğmen’in özel eğitimli polislerden oluşan kaçak timi, Machado yeni bir cinayet işlemeden evvel onu bulmalıdır. Fakat timin üyelerinden biri kendisini ölümcül bir çapraz ateşin ortasında bulunca planlar biraz değişmek zorunda kalır… Devamını oku »
Ağustos 1st, 2010 in
Diziler Etiketler:
aranıyor,
atv,
dizi,
wanted |
Yorum Yok
Diş telleri, büyük gözlükleri ve örgülü saçlarıyla tam bir çirkin ördek yavrusu olan 13 yaşındaki
Patito ile onu tek başına büyüten annesi Carmen; Patito’nun rahatsızlığı nedeniyle yaşadıkları kasabadan ayrılıp, daha iyi bir tedavi için büyük şehire gelirler. Devamını oku »
Ağustos 1st, 2010 in
Diziler Etiketler:
atv,
dizi,
patito feo |
21 Yorum
DİZİ KADROSU

Dean ve Chase Gallagher kardeşler, özel bir kurtarma timinin üyesi iki sağlık görevlisidir. Ekiple beraber, ölümün kıyısındaki hayatları kurtarmaya çalışırken bir yandan da birbirleriyle kıyasıya rekabet ederler. Ama bu ebedi savaşın sonunda hep kardeşlik bağları ve sevgi kazanır.
Oyuncular Les Hill, Libby Tanner, Peter Phelps, Daniel Amalm, Gigi Edgley, Andrew Lees, Katherine Hicks
Yapım 2009, Avustralya
Türü Polisiye / Macera / Medikal
Özel Tim 2 Ağustos Salı akşamı atv’de!
Ağustos 1st, 2010 in
Diziler Etiketler:
atv,
dizi,
özel tim |
Yorum Yok
Bozkurtlar
İnsanlıkla birdir şu güzel Türk tarihi
Aydınlatamadık Asya Hun’dan öncesini
İlk komutanımızdır Başbuğ Mete
Acun ondan öğrendi bu bir bilmece
Bozkurtlar ne zaman ölmüş ki?-
Acep Çin’li niçin yapmış o seddi
Bizans’ın bir eşidir korkak Çin ceddi
En büyük us, pusatıdır yüreksizlerin entrikası
Hasan Sabbah bilmem kaçıncı kuşak akrabası
Sığamamış Hunlar Türkistan bozkırlarına
Yollanmışız atlarımızla yeni yurtlar almaya
Avrupa’nın göreceği en büyük erdir Attila
İsmini duyduğunda kaçacak yer bulamaz Roma
Dize gelmeseydi Avrupa Attila’nın kılıcına
Fransızla Alman yer-yurt arardı ırkına
Bozkurtlar ne zaman ölmüş ki?
Bleda’yı saymayın o ihtirasına yenildi
İşte bir devlette kül olup tarihe girdi
Küllerinden Türk elbet yine doğar
Bir demircinin damarına basınca Avar
Ne yaptın sen beğim ona ?
Bu Türk töresidir dinlemez baba, ata
Bak tuğ kaldırmış Bumin isyan ediyor
Türk’ün adıyla gök bozkurtlar geliyor…
Tarihin bize hediyesi şimdi Göktürk Devleti
Kürşad’ın kırk andasıyla muhteşem yiğitliği
Bunun özentisi olabilir ancak Fransız ihtilali
Sorsanız Türk’e mesleğin nedir senin diye
Devlet kurup, devlet yıkmak diyecektir size.
Kutluk Bilge Kül oturunca Türkistan’da kağan
Sönmez bir güneştir Karabalasagun’dan doğan
Bizans’ın anılarındadır Avrupalı Avarlar
Adını duyduğunda telaşlanıp korkarlar
Bizans iyi bilir karadan yürüyen gemiyi
Kuşatırken Mehmet, koca yedi tepeyi
Kardinal külahındansa Osmanlı sarığı görmeyi
Yağmacı Avrupa’ya yeğledin adaletli Türkleri
‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ diyordu ya Paşa
Hazarlar bunun en büyük ispatçısıdır aslında
Cennetten köşede parayı buldum diye
Lidyalı, sen övünüp üstüne de sevinme
Mesele Türgişler gibi basmak parayı
Korkunç soğuğun alnında Türkistanlı
Hiçbir zaman devlet olamasa da Avrupalı Peçenek
Batısındaki bir çok çömez yine de onu almıştır örnek
O Uz ki tarihin sahnesinde büyük Oğuz
Altay’dan Tuna’ya kurduğu devlet sayısız
Fars’ın ateşi, Arap’ın putu bağlamaz Türk’ü
Hayata bağlar ancak ve ancak töresi Türk’ü
Çin’de masumane her kıza isim konmaz
Arabistan’daysa insan deyip sağ konmaz
Kurultay emanet edilmeden kağanlığımızda
Sefere çıkılmaz haber uçmadan katuna
Güneşidir bütün dillerin Göktürkçe ve Uygurca
Batı’nın övündüğü. harfler yığını ve uydurmaca
Ayaktadır hala Yolluğ Tigin’in üç eseri
Avrupa’da gören olmamıştır bir eşini
Cesaretlenip de karşımıza çıkınca Emevi
Dersini alıp dönmüştür evine doğru geri
Gelmiştir artık İslamiyet’e hizmet vakti
Anadolu’da görünür Samara şehirleri
Bizans’a göz açtırmaz Avasım birlikleri
Tolunoğlu Ahmet ile Ebubekir Mehmet
Kurdular Mısır’da Fustat’dan devlet
Acunda ayak basmadığımız yer yoktur
Nil’de Tuna’da Viyana’da izimiz boldur
Unutulmaz bunlar çünkü silinmez coşkudur
Türkçe her daim üstündü Arapça’dan elbet
İnanmayan baksın Lügati-t Türk’e bir zahmet
Hayır! Farsça’dır diye haykıran biri çıkarsa
Gösterin Muhakemat’ül Lügateyn işte orada
Tarih şimdi diyor ki Türk Budununa
Dersini verme zamanı gelmiştir Bizans’a
Çağrı Bey üç bin atlıyla dalıverdi Anadolu’ya
Bin altmış yediyi görüp soluklandık Honaz’da
Atılmıştı bir devletin temelleri Dandanakan’da
Yiğtilik ne mazinde ne atinde yok senin
İlk hediyemiz, ilk ikramımız Pasinlerin
Kömenlere kapılıp Malazgirt’e gelen Diyojen
Ey sen ki Alp Arslan’ın keskin kılıcıyla yenilen
Yediği tokat onu uyandırdı uykudan
İstanbul’a varınca da oldu başından
Ustasıyızdır bir karış toprak uğruna ölmenin
Yoktur töremizde yeri asla geriye dönmenin
Tonyukuk’un izindedir Nizamülmülk
İhtişamlarıyla büyüdü Göktürkle Selçuk
Platon’un ütopyalarını çömezler okusun
Devlet görmek isteyen Selçukluyu solusun
Bir gün konarsa eğer toprağına düşmanlar
Olacaktır vatan uğruna pek çetin savaşlar
Celaleddin Harzemşah’ı asla unutma
Haçlılar ne çok kan kustu Musul’da
Nurettin Mahmut Zengi’ydi karşılarında
Şimdi Hıttin’de karşımızda durdu dipdiri
Çorba niyetine içti sizi Selahattin Eyyübi
Yenilen pehlivan güreşe doymaz
Avrupalılar ahmaklıktan yorulmaz
Ey Moskof madem bu kadar hümanistsin
O vakit sana devleti öğreten Altın Ordaya
Ustana sakın çok bilmişlik taslama
Yılmaz erimiz tarihin sahnesinde yerini aldı
Zekası karşısında Delhi, Altın Orda, Osmanlı
Babil’in asma bahçeleri ne ki?
Agra kentinde ki Taç Mahal’i gör
Sen böylesini ancak rüyalarda gör
Bir imparatorluğun doğduğu Bursa
Türk’ün en ömürlü devleti olmuşsa
Akıl ve yeteneğimizin ispatı burada
Osmanlı zamanda haçlı seferi gösterin
Eğer gösteremezseniz size gülerim
Korkaklığın bu kadar olmaz dedirtircesine
Yaptığınız fuhuş, yalan terbiyesizliklerine
Büyük kartalın yazdığı mektup size azdır
Zehirlemeseydiniz, onu durduramazdınız
Selanik’ten sel olup Ankara’ya
Yollanaraktan mücadele yıllarına
Başladık öze adımlar atmaya
Çanakkale’de yaktığımız ateş sardı
Anadolu’ya Kemal diye bir yiğit vardı
Unutulmaz Kuva-yi Milliye ruhu
Ardından kuruldu düzenli ordu
Sabahın ilk ışıklarıyla ayakta dikilen
Son işaret geldi Afyon – Kocatepe’den
Yirmi altı ağustos bin yetmiş bir
Yirmi altı ağustos bin dokuz yüz yirmi iki
Bozamadılar bin yıllık dirliğimizi
Bozkurtlar ne zaman ölmüş ki?
Mayıs 30th, 2010 in
Serbest |
Yorum Yok