->
Hindistan’ın güneybatısında Bidar bölgesinde kurulan sultanlık.
Behmenîler Devletinin veziri olan Kasım Bey Beridü’l-Memalik ismindeki bir Türk Beyi tarafından kuruldu (1492). Başlangıçta göstermelik olarak Behmenilere tabi olan Beridşahlar, 1527 yılında bağımsızlıklarını ilan ettiler. Adını Kasım Beyin unvanından alan Beridşahlar Hanedanı, 1619 yılında Babür Sultanı Cihangir Şah tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar, 127 sene hükümran oldu.
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı
->
Hindistan’ın Dekken bölgesinde kurulan Müslüman-Türk Hanedanlığı.
Tuğluk-Türk sultanlarından Muhammed bin Tuğluk zamanında çıkan iç karışıklıklarda, Alaeddin Hasan Behmen Şah, Dekken bölgesinde bağımsızlığını ilan etti ve Gülberge şehrini payitaht (başkent) yaptı. Elinde bulunan toprakları; Gülberge, Devletabad, Elliçpur ve Birdar olmak üzere dört vilayete böldü. Bağımsızlığını ilan etmesine yardımcı olan beyleri, bu vilayetlere vali tayin etti.
Alaeddin Hasan’ın saltanatı, kurduğu düzeni kabul ettirmek için özellikle Hindulara karşı yapmak mecburiyetinde kaldığı seferlerle geçti. Devleti, Mısır’daki halife tarafından tanındı. 1358 senesinde, Gucerat’a karşı yaptığı seferde hastalanıp vefat etti. Yerine oğlu Muhammed geçti. Muhammed Şahın ilk işi, devlet ve ordu teşkilatını kurmak oldu. Devamını oku »
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı
Hindistan’da Bicapur Devleti hükümdarlık ailesi.
Hanedanın ve devletin kurucusu olan Yusuf Adil, Behmenilerin hassa askerlerinden idi. Kabiliyetli olduğundan, İkinci Muhammed Şahın takdirini kazanarak yükseldi. Muhammed Şahın vefatından sonra, taht kavgalarından faydalanarak Bicapur’un idaresini eline geçirdi. Ailesiyle Bicapur’a gidip, 1490 senesinde Şah unvanını aldı ve bağımsızlığını ilan etti.
Dekken’de Behmeniler‘in yıkılmasıyla, Dekken devletleri denilen dört devlet ortaya çıkmıştı. Yusuf Adilşah bu devletlerle sık sık savaşlar yaptı. Ayrıca Hind Denizi ve Hindistan’da hakimiyet kurmak isteyen Portekizliler ile mücadele etti. Portekizlilerin sahile yerleşip üsler kurmasının önüne geçmek istedi. Fakat Portekizliler, Dekken devletleriyle olan mücadelelerden gereği gibi faydalanıp, sahilde üsler kurdular ve git gide kuvvetlendiler. Devamını oku »
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı
Afganistan’da Abdalî kabilesinin kurduğu devlet.
Aslen bir Türk boyu olan Abdalîler, Gazneliler zamanında Müslüman oldular. Uzun süre dağlarda yaşayan bu Türk boyu, Babürlüler Devleti ile Safevi Devleti‘nin arasının bozuk olduğu bir sırada, Tarnak ve Argandab vadilerine indiler. Bölgenin durumu itibariyle iki büyük devlet arasında yaşamalarına rağmen, kendi başlarına hareket ediyorlardı.
Bir süre sonra Herat eyaletinin yönetimini ele geçiren Abdalîler, üzerlerine gelen Safi Kuli Han komutasındaki İran ordusunu hezimete uğrattılar ve Nadir Şah devrine kadar bölgenin hakimi oldular. Nadir Şah, Safevi Devletini yıktıktan sonra, zamanın karışıklıklarından faydalanarak, Meşhed’i ele geçiren Abdalîleri yenilgiye uğrattı. Nadir Şah, Abdalîlerin askeri gücünden faydalanmak ve Gılzaler kabilesini kontrol altında tutmak için, onları Kandehar bölgesine yerleştirdi. Devamını oku »
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı
On altı ile on sekizinci yüzyıllar arasında İran’da hüküm süren Türk hânedânı. Evliyanın büyüklerinden olan Şeyh Safiyyüddin Erdebilî’nin soyundan geldikleri için, Safevî ismiyle anıldılar.
Safevîlerin dedesi olan Safiyyüddin Erdebilî, 1252-1334 yılları arasında, Erdebil ve civarında yaşamış bir veliydi. Kendisi ve halifeleri zamanında, yolu, İran, Irak ve Andolu’da yayıldı. Osmanlı padişahlarının, Timur Han ve Akkoyunlular‘ın ilgi ve yakınlıklarını gördüler. Timur Han, Safiyyüddin Erdebilî’nin torunlarından Hoca Ali’ye Erdebil şehrini vermiş ve burada bağımsız hareket etme yetkisi tanımıştı. Anadolu’ya daha önceki devirlerde yerleşmiş olan Bâtınîler ve Timur Han tarafından Anadolu’dan götürülen Türkmenler, Safeviyye yolunun mensupları arasına girdiler. Bâtıniyye sapık fırkasının, Eshâb-ı kirâm (Hazret-i Peygamber’in arkadaşları) düşmanlığını esas alan fikirlerini, Safevîler arasında yaymaya başladılar. Hoca Ali’nin torunu olan Cüneyd’e de, Eshâb-ı kirâm düşmanlığını bulaştırdılar. Devamını oku »
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı
Akkoyunlu oymağının Doğu Anadolu’ya geliş tarihi hakkında güvenilir bilgiyi, Akkoyunlu hanedanının tarihi olan, Ebû Bekr-i Tihrânî’nin Kitâb-ı Diyarbekriyye’sinde bulmak mümkündür. Devletin kurucusu Karayülük Osman Bey’i, Bayındır Han vasıtasıyla, 52. göbekte Oğuz Han‘a bağlayan yazar, oymağın ilk önce XIII. asrın başlarında Doğu Anadolu’da göründüğünü, Moğol istilâsına karşı koyduklarını, giderek Diyarbekir havâlisine hâkim olup, bu arada Trabzon Rum Devleti’ne ve Gürcülere karşı da seferlere giriştiklerini kaydeder.
Konar-göçer bir Türkmen topluluğu olan Akkoyunlular’ın adlarının, besledikleri sürülerden verilmiş olması muhtemeldir. Çeşitli Farsça ve Arapça kaynaklar, Akkoyunlular’ın menşe’lerinden bilgi vermeksizin, Selçuklu ve Artuklu beylerinden olduklarını ifade etmelerine karşılık, yukarda zikredilen Akkoyunlu tarihi olan Kitab-ı Diyarbekriye’de, Akkoyunluların, Oğuz Han neslinden geldikleri belirtilmektedir. Devamını oku »
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı
On dördüncü asrın ikinci yarısında, Doğu Anadolu’da devlet kuran bir Türkmen hanedanı.
Karakoyunlu oymağı, Karakoyunlu devletinin çekirdeğini teşkil etmiştir. Sa’dlu, Baharlu, Duharlu, Karamanlu, Alpagut, Çakırlu, Ayunlu, Bayramlu, Ağaç-eri, Düğer ve Hacılu oymakları halkları da, Karakoyunlu Devletinin ahâlisiydi. Yaklaşık otuz bin çadırdan oluşan Karakoyunlular, Cengiz’in hücumu üzerine, Töre Bey idaresinde, Türkistan’dan Mâverâünnehir’e, oradan da İran yoluyla doğu Anadolu’ya göç etmişlerdi. Töre Bey, Kara Yusuf’un yedinci atası olup, Oğuz Han’ın torunlarından olduğu söylenirdi. Devamını oku »
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı
(1171 – 1252) Ünlü kumandan ve siyaset adamı Selâhaddin Eyyûbî tarafından, Suriye, Filistin, Mısır ve Yemen’de kurulan devlet.
Hânedânın kurucusu olan Selâhaddin Eyyubî, Hazbanî kabilesine mensuptu. Ancak bu aile, uzun yıllar Türkler arasında bulunmuş ve tam manâsıyla Türkleşmişti. Selâhaddin Eyyubî, 1138’de çok sayıda askeri ile birlikte Musul Türk kumandanı Zengî bin Aksungur’un hizmetine girdi. Bu durumun akabinde Selâhaddin’in kardeşi Şirkûh da Zengî’nin oğlu Nureddin’in hizmetine girdi. Şirkûh, bu hizmetteyken, 1169’da Mısır’ın kontrolünü ele geçirdi ise de, çok geçmeden öldü ve onun halefi olarak yerine Selâhaddin geçti. Devamını oku »
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı
1250-1517 yılları arasında, Mısır ve Suriye dolaylarında hüküm süren devlet.
Memlûk, Arapça’da “köle” demektir. Hükümdar ve emirlerin muhafız birliklerine bağlı bu köleler, meziyetleri sayesinde, zamanla hizmetinde bulundukları devletlerde idarî kadroyu ele geçirmişlerdir. Kendi nüfuzlarını kuvvetlendirmek maksadıyla, İslâm tarihinde ilk defa memlûk (beyaz köle) kullananlar, Abbasî halîfeleri olmuştur. Abbasî ordusundaki Türk memlûkların sayısı, kısa bir süre içerisinde 35 bine ulaştı. Bu Türk askerleri sayesinde Abbasîler, dış tehlikelere başarıyla karşı koydular. Tolunoğulları ve İhşidîler devletlerinde de önemli bir yer tutan memlûk kuvvetlerinin sayısı, bilhassa Eyyûbîler döneminde fevkalade arttı. Bu devrede memlûkların eğitimi için, iki kışla tesis edildi. Kışlalardan biri Melik Sâlih Necmeddîn tarafından Kahire’de, Nil Nehri üzerinde bulunan Ravda Adasında kurulmuştu. Burada Kıpçak Türkü olan memlûklar, eğitim görürler ve kışlaları su ortasında olduğu için “Memâlik-i Bahriye” (Deniz Köleleri) veya “Memâlik-i Türkiye” adı ile anılırlardı. İkinci kışla ise, daha sonra, bizzat Memlûk Sultânı Melik Mansur Kalavun tarafından, yine Kahire’de, Kal’atü’l-Cebel denilen kalenin burçlarında kuruldu. Burada eğitim görenler, “Memâlik-i Burciyye” adıyla anılırlardı. Bunlar, daha çok, Kafkaslardan getirilen Çerkes köleler oldukları için, “Memâlik-i Çerâkise” diye de anıldılar. Memlûk Devletini, Bahrî Memlûkları kurduğu halde, daha sonra Burcî Memlûkları, idareyi ele geçirmişlerdir. Devamını oku »
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı
(1206-1413) Hindistan’daki, Müslüman Gurlu Devletinin komutanlarından Kutbeddin Aybeg tarafından Delhi’de kurulan Türk devleti. Bu devlete; Mu’izzîler, Halacîler, Tuğluklar ve Seyyîdler olmak üzere dört Türk sülâlesi, birbiri arkasından hâkim oldular.
İslâmiyet, Aşağı İndüs vâdisine ilk olarak Emevîler devrinde girmişti. Sonraları Hindistan içlerine, Müslüman askerî kuvvetlerini ilk getiren Gazneli hükümdarlarıydı. Gazneliler, Pencab bölgesini ele geçirerek, burayı Hindistan’daki daimî merkezleri yaptılar. İktidarlarının sonuna doğru ise, Lahor merkez olmuştu. Gaznelilerin yerini alan Gurlular için Pencab, Hindistan’ın fethi için önemli bir merkezdi. Gurlu Hânedânından, 1173 senesinden sonra Gazne’de hükümdar olan Şehâbüddîn (Mu’izzüddîn) Muhammed, Ganj Ovasında hakimiyetini genişletti. Muînüddîn Çeştî hazretlerinden aldığı işaretle, Ecmir’i fethetti. Emrindeki Türk asıllı kumandanlardan Kutbeddin Aybeg’i, bütün Hindistan’ın fethiyle vazifelendirdi. Hindistan’da İslâmiyet’in yayılmasında önemli rol oynayan Muizzüddîn, 1206 senesinde ölünce, Lahor’a giden Kutbeddin Aybeg, sultanlık teklifini kabul etti. Kuzey Hindistan’a hakim olup, Delhi Türk Devletinin temelini attı. Ölen Muizzüddîn Muhammed’in kardeşi ve Batı Gurluların Sultanı Gıyâseddîn Mahmud, bu durumu kabul edip Kutbeddin’e, Melik unvanını verdi. Bu sırada Sultan Muizzüddîn’in komutanlarından Taceddîn Yıldız, Gazne’de hüküm sürmekteydi. Aybeg, onu yenerek Gazne’ye girdiyse de, kırk gün kalabildi. Daha sonra Taceddin Yıldız’ın baskısı üzerine, Hindistan’a çekildi. Orada İslâmiyet’in yayılması için çalıştı. Fethettiği yerleri cami ve medreselerle süsleyip, mümtaz ilim sahipleriyle şenlendirdi. Alimlere, fakir ve muhtaçlara maaşlar bağlattı. Sulh ve sükûnu sağlayıp, memleketinde her türlü zulme mani oldu. Hak ve adaleti hakim kıldı. Devamını oku »
Ekim 18th, 2007 in
Tarih |
Yorumlar Kapalı