Irak Selçukluları (Irak Selçuklu Devleti)

Selçuklu topraklarının batı kısmında kurulan hanedan.

Sultan Muhammed Tapar’ın 1118 senesinde vefatıyla meydana gelen iç hadiseler neticesinde, Sencer ile Mahmud arasında 11 Ağustos 1119 tarihinde yapılan Sâve Savaşından sonra, Büyük Selçuklu Devleti‘nin başına Sencer geçti. Sultan Sencer, yeğeni Mahmud bin Muhammed’e ise Hemedan, Kirmanşah ve İsfahan dahil olmak üzere Batı İran ile Irak topraklarının idaresini verdi. Böylece, Irak Selçukluları Devleti kuruldu. Devamını oku »

Kirman Selçukluları

Sultan Alparslan’ın kardeşi Kara Arslan Kavurd Bey tarafından, Kirman’da kurulan devlet.

Büyük Selçuklu Devleti‘nin kurulmasında önemi büyük olan Dandanakan Savaşı kazanıldıktan sonra Merv’de toplanan Selçuklu büyükleri, o zamana kadar ele geçirilmiş ve geçirilecek toprakların idaresini, hanedan üyeleri arasında paylaştırdılar. Bu paylaştırma sırasında, Tabes vilayeti ile Kirman bölgesi ve Kuhistan havalisi, Kara Arslan Kavurd Beye verilmişti. Melik Kavurd, maiyetinde bulunan beş-altı bin Türk süvarisi ile, kendisine verilen Kirman bölgesine girdi. Bölgeye hakim bulunan Büveyhî emîrinin naibi Behram bin Leşkeristan, Türklere karşı koyamayacağını anladı ve Kirman’ın merkezi olan Berdesîr’e çekilerek müdafaaya başladı. Bir süre sonra, Melik Kavurd ile anlaşmak mecburiyetinde kaldı. Behram, eman dileyerek şehri teslim etmeye ve kızını Kavurd Beye vermeye razı oldu. Bunun üzerine Kirman, 1048 senesinde, Kavurd’un idaresi altına girdi. Böylece, 1186 yılına kadar devam edecek olan Kirman Selçuklu Devletinin temeli atılmış oldu. Melik Kavurd’un hakim olduğu Serd-sîr bölgesi, burada yaşayan halkı besleyecek kadar verimli değildi. Kirman’ı besleyen Germ-sîr bölgesi, Kufs denilen dağlı kavmin elinde idi. Melik Kavurd, takip ettiği siyaset neticesinde, ani bir baskınla Kufs kavmini dağıtarak Kirman’a tamamıyla hakim oldu (1051). Devamını oku »

Suriye Selçuklu Devleti (Suriye Selçukluları)

Suriye ve havalisinde Sultan Melikşah’ın kardeşi Tutuş tarafından kurulan bir Selçuklu hânedânı. Suriye Fatihi Emir Atsız’ın, Kahire yakınlarında, Fatımîler karşısında mağlûbiyeti sırasında öldüğü zannedilince, Sultan Melikşah, Suriye’yi kardeşi Tutuş’a verdi (1077). Fakat Atsız’ın, Sultan Melikşah’a hayatta olduğunu bildirmesi üzerine, Tutuş’a Halep bölgesine gitmesi emredildi. Bir süre sonra Fatımîler, Şam’ı kuşatınca, Atsız, Melik Tutuş’u yardıma çağırdı. Atsız’ın ölmesi üzerine Tutuş, daha önce hakim olduğu Suriye şehirlerini ele geçirdi (1079). Sonra Kudüs’ü aldı. Büyük Selçuklu Devleti‘ne bağlı olarak, başşehri Şam olmak üzere, Suriye Selçuklu Devletini kurdu.

Bu sırada Antakya’yı fetheden Anadolu fatihi Süleyman Şah, Suriye hakimiyetini ele geçirmek istedi. Bu maksatla Halep’i ele geçirmek için hareket etti (1085). Halep Valisi İbn-i Huteytî, Tutuş’tan yardım istedi. Melik Tutuş, yanında Artuk Bey olduğu halde, harekete geçti. İki hânedan üyesi Halep civarında Ayn Seylem mevkiinde karşılaştılar. Yapılan muharebede Süleyman Şah, hayatını kaybetti (1086). Tutuş, Halep’i ele geçirdiyse de, iç kaleyi alamadı. Suriye’deki hadiseler üzerine Melikşah, bölgeye sefer düzenledi. Tutuş, Şam’a çekildi. Devamını oku »

Oğuz – Yabgu Devleti

Oğuzlar, 10. asrın ilk yarısında, kışlık merkezi Yeni-kent olan bir devlet kurmuşlardı. Başta Yabgu bulunuyor. Kül Erkin unvanlı bir başbuğ, ona naiplik yapıyor, orduyu Subaşı idare ediyordu. Yabgu Devleti’nin komşuları Peçenekler ve Hazarlar’la münasebetinin pek dostane olmadığını gösteren deliller vardı. İbn-i Fadlan (10. asrın ilk çeyreği) ve El-Mes‘udi’ye göre, aralarında savaş eksik değildi. Harezm’in yerli hanedanı Afrigiler, Oğuz baskısı altında idiler. Oğuzlar’ın doğudaki komşuları Karluklar ile de mücadele halinde oldukları, aralarındaki savaşlardan birinde, Oğuz Yabgusu’nun ölmesinden anlaşılıyor.

Diğer taraftan Kaşgarlı Mahmud, Oğuzlar’la Çiğiller arasında köklü bir düşmanlıktan bahseder. Kuzeyde Kimekler ile ise bazen dostça, bazen hasmane münasebetler devam edip gidiyordu. Bu Oğuzlar, umumî “Türk” adı yanında, yine siyasî bir isimlendirme olarak “Türkmen” adını da taşıyorlardı ki, Müslüman ülkelerine geldikten sonra İslam kaynaklarında bu isimle de anılmışlardır. Devamını oku »

Sabarlar (Sabar Devleti)

M. S. 5.-6. yüzyıllarda, Batı Sibirya ile Kafkasların kuzey bölgesinde mühim tarihî rol oynadığı, çeşitli yabancı kaynaklardaki dağınık bilgilerin yardımı ile tespit edilebilen Türk topluluğu.

Bizans tarihlerinde, Sabar, Sabir, Savir; Ermeni, Süryanî, İslam kaynaklarında, sırasıyla Savır, Sabr, S(a)bir, Sibir vb. olarak adlandırılmaktadır. Sabarların İslav veya Moğol yahut Fin-Ugor menşeli olduklarına dair iddialar eskimiş ve bugün, onların Türk olduğu, gerek taşıdıkları ad, gerekse tarihî ve kültürel durumlarıyla anlaşılmıştır. Devamını oku »

Kırgızlar

Adlarının menşei ve manâsı hakkında, çeşitli görüşler ileri sürülmüş olan Kırgızlar, Çin kaynaklarında K’i-ku, Kien-kun adları ile zikredilmekte ve Hanlardan (Çin’deki ‘Han’ hanedanı, M.Ö. 206 – M.S. 220) beri mevcudiyetleri bildirilmektedir. Asya Hunları zamanında kuzey-batıda Baykal’ın batısında İrtiş Nehri havalisinde bir Türk kavmi olan Ting-linglerle karışık olarak oturmuşlardır.

Fakat, Kırgızlar, kaynaklarda Türk asıllı gösterilmekte ve tahminen 5-6. asırlarda, Türkleşmiş kavimlerden sayılmaktadır. 6. asır sonlarında Çin kaynaklarında Hia-kia-sseu diye zikredilen Kırgızların, Göktürk hakanı Mu-kan zamanında, 560’a doğru, hakanlığa bağlandıktan sonra, 630-680 arasındaki fetret devrinde, müstakil bir “kagan”a sahip olmalarından anlaşılıyor. II. Gök-Türk Hakanlığı devrinde tekrar Gök-Türk idaresine alınan Kırgızlar, Mo-yen-çur Kağan tarafından Uygur Hakanlığı‘na bağlanmış (758), fakat 840 yılında şiddetli bir hücumla, Uygur devletini yıkarak, Ötüken’de kendi devletlerini kurmuşlardı. Devamını oku »

Karluklar

İlk olarak, Çin yıllığı T’ang-shu’da (7. asır) zikredilen (Ko-lo-lu) ve adları karlık (kar yığını) manasına gelen Karluklar’ın, Türk soyundan geldikleri ve Göktürkler’in bir boyunu teşkil ettikleri, aynı Çin kaynağında belirtilmiş ve oturdukları saha olarak da, Altaylar’ın batısındaki Kara-İrtiş ve Tarbagatay havalisi gösterilmiştir. On-oklar’ın bir kısmını meydana getirdikleri anlaşılan Karluklar, bu arada üç kabileden kurulu bir birlik halinde bulunuyorlardı (Üç-Karluk). Daha, İstemi Kağan zamanında, Türk hakimiyetinin Hazar’ın kuzeyi ve Maveraünnehir’e doğru genişlemesinde, şüphesiz büyük rolleri olmuştur. 630-680 yılları arasında, diğer Türk boyları, gibi, bunların da zaman zaman Çin’e başkaldırdıkları görülmektedir.

640 sıralarında, Çinliler tarafından mağlup edilerek (650), P’ei-ting eyaletine (Tanrı Dağları’nın kuzey sahası) bağlandılar. Fakat, boya bağlı her kabile, kendi reisleri tarafından idare ediliyordu. Bu haberi veren Çin kaynaklarının, 665’e doğru Karlukların, Çin nüfuzundaki ne Batı ne Doğu Göktürk kanadına bağlı olmaksızın yaşadıklarını kaydetmesi dikkate değer. Evvelce Kül-Erkin unvanını taşıyan Üç-Karluk beyi, bu tarihlerde “Yabgu” unvanını almıştı ve kuvvetli bir orduya sahip idi. Devamını oku »

Türgiş Devleti (Türgişler)

Adlarının “Türk+ş” şeklinde gelişmiş olduğu bildirilen Türgişler, Talas – Çu – İli – Isık Göl sahasında oturuyor ve Batı Göktürkler‘in (On-Oklar) To-lu kolunun bir kısmını teşkil ediyorlardı. Çin kaynaklarında, ilk defa 651 hadiseleri ile ilgili olarak zikredilen Türgişler (To-ki-şi), şüphesiz Göktürk Hakanlığı‘nın kuruluşundan önceki devirlerden beri burada bulunuyorlardı, zira İstemi Kağan, 552’de Türgişler’in de dahil olduğu On-Okların başına “yabgu” tayin edilmişti. 630’u takip eden yıllarda Türgişlerin, diğer Türk toplulukları gibi, teşkilatlı bir mukavemet unsuru halinde ortaya çıktıkları anlaşılıyor. Devamını oku »

Kan-çou Uygur Devleti

Bir kısım soydaşlarının aşağı yukarı 150 yıldan beri sakin bulunduğu Kan-su bölgesine gelerek, buranın merkezi Kan-çou’da yerleşen Uygurlar, Çin ile daha ziyade ticari faaliyetler üzerine kurulu iyi münasebetlerini, imparatorların kızları ile Uygur prenslerinin evlendirilmeleri gibi akrabalık bağları ile de sağlamlaştırmışlardır. Ancak T’ang sülalesine karşı isyanların arttığı 10. asır başlarında Kan-su Uygurları, bağlı oldukları ve merkezi Tun-Huang (ünlü Bin-Buda mağaralarının bulunduğu yer) olan Çin askerî bölgesi ile ilgilerini kestiler. Burada 905 yılında, muhtar bir “devlet” kuran bir asi general, “Batı Hanları’nın Altın-dağ Krallığı” adını verdiği bu devlete, Uygurları tabi tutmak istemiş, fakat Kan-çou Uygurları tarafından gönderilen Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu, Tun-huang’ı kuşatarak halkı, “kral”ı teslim etmeğe zorlamıştı (911) ki, bu hadise üzerine Uygurların batı kolu da istiklal kazanmıştır. Devamını oku »

Doğu Türkistan Uygur Devleti

İç Asya’ya doğru göçen Uygurlar‘ın başında, Vu-hi Tegin’in kardeşi, Ngo-nie Tegin bulunuyordu. Kendisi 13 Uygur kabile birliğinin son “kağan”ı (846-948) kabul edilmektedir. Batıya gelen Uygur kolu, Tanrı Dağları, Beş-balık, Turfan taraflarına yerleşerek, 840’da Kara-Balasagun’da istilacılar eli ile öldürülen Uygur hakanının yeğeni, Mengli’yi “kağan” (Ulug Tangride Kut Bulmış Alp Külüg Bilge) seçtiler (856). Tibetliler’in hücumuna karşı, nüfuzu altında tutmak istediği bu bölgede, kendisine bir dost arayan Çin, bu Uygur Devleti’ni derhal tanıdı. 873’e doğru “kağan”ın Buku Cin olması muhtemeldir. Devamını oku »







otel emlak in?aat tekstil Resources blogs Resources blogs Blogarama Resources Blogs gesundheit-entspannung Clicky Web Analytics Blog Toplist TopOfBlogs Blog Directory