Otizm, Orenst Kompleksi

Kişinin kendi kendini aldatarak gerçeklerden kaçması, kendini herkesten ve herşeyden uzak bir dünyada yaşamaya zorlaması, düş dünyasında yaşaması. Bu kişiler cinsel yaşantılarında düşler ve kendi yarattıkları konular ile. ilgilenirler. Bu ruhsal bozukluk histeri ve şizofreninin başlangıcı sayılabilir.

Orest Agamemnon ile Klütemnestra’nın oğludur. Kız kardeşi Elektra ile birlikte babasının öcünü almak için annesini öldürür. Orest’in en yakın arkadaşı, kardeşi Elektra ile evlendirdiği Pylades’dir. Devamını oku »

Gül Yaprağı

Uzakdoğu’da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı, kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak veya çan, zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı. İçerideki budist rahip, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Devamını oku »

Nietzsche’den Tanrı Felsefesi

TANRI

“Tanrinin ölümünü, büyük bir reddedise ve kendi üzerimizde sürekli bir zafere dönüstürmezsek, bu kaybin bedelini ödemek zorunda kaliriz.”

Kendine “tehlikeli belki’nin filozofu” diyen Nietzsche’nin yazilari arasinda masalsi bir parça vardir, DELI:

O deliyi duymadiniz mi: Tanla kalkan, fener yakip pazar yerine kosan, durmadan bagiran: “Tanriyi ariyorum! Tanriyi ariyorum!” Tanriya inanmayan bir nice kimse vardir o sira, bir gülüsmedir kopar. Biri: “Ne, yitirmis mi?” der. “Çocuk gibi yolunu mu yitirmis?” der bir baskasi. “Yoksa saklaniyor mu bizden? Yolculuga mi çikmis? Göçmüs mü yoksa?” Bu düzen üzre bagrisirlar, gülüsürler. Deli ortalarina dalar, onlari bakislariyla deler. Devamını oku »

Türkiye’de Felsefenin Kurumsallaşması

Ülkemizde felsefenin gelişmesinde büyük rol oynayan felsefeci Arslan Kaynardağ için hazırlanan Armağan kitap yayınlandı. İlya İzmir yayınlarından çıkan kitabı, Çukurova Üniversitesi Felsefe öğretmenliği anabilim dalı öğretim üyesi Mustafa Günay hazırladı. Kitap üç bölümden oluşmaktadır.
Birinci bölümde Arslan Kaynardağ’ın yaşamı ve eserleri hakkındaki bilgilerin yanı sıra, kendisinin yazılarından seçmelere de yer veriliyor. İkinci bölümde felsefecilerimizin Kaynardağ’ı bir insan ve felsefeci olarak çeşitli yönleriyle inceleyen yazıları bulunuyor. Bu bölümde yer alan felsefecilerimiz: Melih Cevdet Anday, Tüten Anğ, Ali Ekber Ataş, Muzaffer Buyrukçu, Betül Çotuksöken, Zeynep Davran, H. Haluk Erdem, Konur Ertop, Mustafa Eski, Memet Fuat, Mustafa Günay, Sibel Öztürk Güntöre, Yücel Kayıran, Emre Kongar, Tomris Mengüşoğlu, Ayten Şan, Server Tanilli, Doğan Özlem. Armağan Kitabın üçüncü bölümünde ise bu kitap için yazılmış felsefe yazıları yer alıyor. Bu bölümde yer alan kişiler: Bedia Akarsu, İsmail H. Demirdöven, Nuran Direk, Hatice Nur Erkızan, Abdullah Kaygı, İoanna Kuçuradi, Uluğ Nutku, Ömer Naci Soykan, Nilüfer Tapan, Harun Tepe, Yaman Örs.
Devamını oku »

Felsefe Nedir?

- Felsefe kişinin kendisini ve çevresini anlama, yorumlama, açıklama ve gerçeği arama çabasıdır.
FELSEFENİN GENEL ÖZELLİKLERİ
- Felsefe, bilgi edinmeye değil bilgi aramaya yönelik bir faaliyettir.
- Felsefede cevaplardan çok sorular önemlidir.
- Felsefe, insanı ve evreni bir bütün halinde kavramaya çalışır.
- Felsefe, bir bilin değildir ancak bütün bilimler felsefeden doğmuştur.
- Felsefenin yöntemi her zaman için bilinçli, tutarlı, sistemli bir düşünme yöntemidir.
- Felsefi sistemler kendi içerisinde tutarlıdır. Fakat genel- geçer bir niteliğe sahip değildirler.
Devamını oku »

Varlık Felsefesi

Varlığı konu olarak ele alan felsefe, genel bir varlık kavramı üzerinde durur. Varlık, evrende varolan herşeyin ortak adıdır. Buna göre varlık, insan bilincinin dışında ondan bağımsız olabileceği gibi, insan bilincinin içinde, zihne bağımlı olarak da bulunabilir. Örneğin, ağaç, kalem, ev gibi nesneler insan zihninden bağımsız olarak varolan gerçek varlıklardır. Bu tür (gerçek) varlıklar zamana ve mekana bağlı olarak değişir, gelişir ve yok olabilirler.

Sayılar, geometrik şekiller, p (pi) sayısı gibi insan bilincinde ve ona bağımlı olarak varolan düşünsel (ideal) varlıklar da vardır. Bu varlıklar zaman ve mekan dışı olup zihnimizde var olarak kabul ettiğimiz varlıklardır. Devamını oku »

Walter Benjamin

(1892-1940) XX. yüzyıl kültür Felsefesinin en önde gelen düşünürlerinden Alman estetik ve yazın kuramcısı. “Der Begriff der Kunstkritik in der deustchen Romantik” (Alman Romantizminde Sanat Eleştirisi Kavramı ) adlı çalışmasıyla doktora derecesini alan Benjamin Frankfurt Üniversitesi’ne girmek için 1925′te, artık bir klasik sayılan Unsprung des Deustchen Trauerspiels (Alman Tragedyasının Kökeni ) bitirdi. Bu başvurusunun başarısız olması üzerine Benjamin zaten pek de sıcak bakmadığı akademik kariyer yapma düşüncesinden vazgeçti. Devamını oku »

John Rawls

(1921-2002) Amerikalı ahlâk ve siyaset felsefecisi. Rawls , hocalık yaptığı yıllar boyunca Princeton Üniversitesi, Cornell Üniversitesi, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ve Harvard üniversitesi’nde dersler vermiştir. Bir Adalet Kuramı (A Theory of Justice, 1971) başlığını taşıyan kitabı siyaset kuramı alanında yirminci yüzyılda yazılmış en önemli kitap diye görülmektedir. Rawls, ceza üstüne 1950′lerde yazdığı ilk yazılarından tutun da etik ile doğruluğun temellerine yönelik yazılarına dek hemen bütün yazılarında toplumsal adalet ya da adaletin eşit dağılımı sorunlarıyla uğraşmıştır. Devamını oku »

Epikuros

Epikuros Samos’ta (Sisam adası) doğmuştur. Babası Atinalı bir öğretmenmiş. Dar koşullar içinde yetişmiş, çağının başlıca felsefe çığırlarıyla yakından tanışmıştır: Sisam ve Atina’da Platoncu filozoflardan ders görmüş, ailesi Sisam’san sürülüp Kolophon’a yerleşince Teos’ta o zamanlar ünlü bir okulu olan Demokritosçu Nausiphanes’in öğrencisi olmuştur. Bu hocasından yalnız atom öğretiyi değil, sonra felsefesi üzerinde kesin etkisi olacak Pyrrhon’un şüpheciliğini de öğrenmiştir. Epikuros pek çok yazmış, 300’den çok yapıtı varmış, ama bunlardan pek azı – ahlakla ilgili ana düşüncelerini öğrendiğimiz birkaç parça ile felsefesi bakımından önem taşıyan birkaç mektubu – kalmıştır. Devamını oku »

Max Ferdinand Scheler

(1874-1928) “Yaşantı”nın, başta dinsel, kişisel, toplumsal, bitimsel, tarihsel yönleri olmak üzere, her birine gereken önemi verecek biçimde bütün yönleriyle ele alınması gerektiğini savunan Alman görüngübilimci, toplum felsefecisi, bilgi toplumbilimcisi. Hemen hemen felsefesinin tamamında geleneksel filozofların çoğunlukla gözardı ettiği düşüncenin duygusal temelleri üstüne yoğunlaşan Scheler , Münih kentinde doğmuş, Jena’da ögrenim görmüş, 1907′de döndüğü Münih’te görüngübilimle, özellikle de önceki dönem Husserl görüngübilimiyle ve Husserl ‘in Münih Okulu izleyicilerince uygulanan gerçekçi görüngübilimle tanışmıştır.

Dilthey ile Bergson un yaşam felsefelerinden büyük ölçüde etkilenen Scheler in ilk çalışmaları, etik alanında daha sonra oluşturacağı değer kuramına yönelik ön hazırlık niteliğindeki görüngübilimsel araştırmalardan oluşmaktadır. Bu ilk çalışmalarında “duygudaşlık” ile “gücenme” duygularının betimlenmesi üzerine yoğunlaşan Scheler , formculuk üzerine kurulu kantçı usçuluğun eleştirisini yapmıştır. Bunun yanında Scheler , I. Dünya Savaşı sırasında ateşli bir ulusçu olarak savaşı destekleyen, savaşın neden gerekli olduğunu modem kültüre yönelik felsefı eleştirileriyle temellendirmeye çalışan denemeler yazmıştır. Devamını oku »







otel emlak in?aat tekstil Resources blogs Resources blogs Blogarama Resources Blogs gesundheit-entspannung Clicky Web Analytics Blog Toplist TopOfBlogs Blog Directory