Pazartesi sendromu…
İskender Irmak
->
Bu iyimi kötümü anlamadım, yani bu kadar uzun tatilde olmak.. Şimdiden Pazartesi telaşı gözümün önüne geliyor, zaten bir çoğunuz gibi (adınıza konuşmak istemem ama daha bugüne kadar Pazartesi günlerini iple çekiyorum diyenine rastlamadım) ben de Pazartesi günü gelmesin, hadi zorunlu olarak gelecek bari çabucak geçsin isteyenlerdenim, benim için hafta aslında Salı günü başlıyor.
Peki bu Pazartesi sabahı neler olacak, hatta Pazar öğleden sonradan itibaren diyebiliriz, iki günlük tatile, cumartesi de çalışanları düşünürsek, sadece Pazar rehavetinden kurtulamayanlar, bu yedi-sekiz gününkinden nasıl kurtulacaklar merak ediyorum doğrusu.
Ne olurdu sanki mesai Salı başlasaydı…
Herkes çalışıyorken mola zamanlarım varsa bilinsin isterim ki ben o molalardan haz etmiyorum, herkes bir şeylerle meşgul de sanki ben hayatı kaçırıyorum gibi geliyor, hatta herkes aynı anda tatildeyken ben tatilin gerekliliklerini yerine getiremiyorsam, mesela hava güzel de ben yaz ya da kış farketmez açık havadan yararlanamıyorsam adeta sancı çekiyor ruhum..
Benim için dinlenmek, yani tatil yapmak duygusunun tam karşılığı gerçek anlamda miskinlik yapmak. Hani eşofman çıkmayacak, o meşhur battaniyenin altında kahve içilecek, kitap okunacak filan. Mevsim yazsa da denize girmek için uzun yollar kat edilmeyecek (buna tatil köylerindeki oda-plaj arasındaki o meşhur bitmeyen kısa yollarda dahil), uyandığında suya gireceğin bir mesafede, eğer illaki otel motel gibi bir yerde kalınacaksa da en küçük ve en suya yakınında kalınıp, günlerden ne olduğu da düşünülemeyecek kadar sere serpe uzanmış insanların arasında olunacak, hani onlara baktığımda yaşam denen şey için verilecek tek mücadelenin güneş yağı sürmek olduğunu hissetmeliyim, eee o denlide enerji sarf edilsin artık.
Ve tabiiki yemek yemek, ne yendiği, nasıl bir ziyafet sofrasında oturulduğu değil, simit yemeyi, çay içmeyi bile stressiz, arkamızda bizi koşuşturanların yokluğunda yaşamak, aslında çayı içmek yanlış sıfat, doğrusu yudumlamak, kokusuna dokusuna vara vara tüketmek. Zaten bu gibi zamanlarda da o sofralardan hiç kalkılmaz.
Bilmiyorum aslında yemek faslını çabuk bitiren bir ailenin ferdiydim yani alışkanlık ve hoşlantılarımın o yönde olması lazım, şimdi de genelde meşhur vakit darlıklarından herşeyi hızlı yapıyor haldeyim (haldeyiz) ama ben yemek masalarından çabuk kalkmak zorunda olmadığımız bir dünya istiyorummmm.
Bu günlerde aldığım kararlardan biri daha, artık yemek yeme saatlerimi tamamlanması gereken bir işlev olmaktan çıkarıp her birini küçükte olsalar tatil havalarına sokacağım ama üç ama beş dakika, örnek mi.. hemen veriyorum.. Yemek yerken o cep telefonu denen alet çalmaktan çatlasa açmayacağım, hatta ne olur ne olmaz arayanı merak ederim duygusuyla onu o sürelerde tümden susturmak daha da harika bir davranış olacak. On dakikada dünya bana gelecek telefonla değişecek değil ya.(Aslında uzun zamandır cep telefonuyla ilişkim serin sayılır, eskisi gibi sevmiyoruz birbirimizi, o ne düşünüyor bilmem ama ben memnunum bu gidişten)
Eeee Pazartesi ne olacak şimdi, bakın bence Pazartesi çok gerekmedikçe o telefon denen aleti kullanmayın, kimse size üç gün önce neler oldu hatırlatamasın,ve farzedinki bu günlerde herkes evde battaniye altında kahve içip kitap okuyor.Çatla Dilek herkes tatil yapabiliyor.