Polyanna ile oynamak
Onur Özey
->
Bir akşamın sessizliğinde, yalnız bir adamın aklına neler gelebilir? Bazılarınız saçma, bazılarınız adam yazmış ya diyebilir. Hiç fark etmez. İnsan bazen de sırf yazmak için yazar. Bunu da onlardan biri olarak görebilirsiniz. Bu arada yazının ismini bir arkadaşıma atfen Polyanna ile oynamak koyuyorum. Hadi başlasın…
Hayat garip bir oyun aslında. Bilmem farkında mısınız ama bizde bu oyunun tam ortasında birer oyuncuyuz. Aslında belli bir senaryomuz varda, olabilecek hatalara karşı kendi seçimlerimizi sunuyor hayat bize. Bazen unutulan bir söz, yapılmayan bir hareket bunlar olup çıkıyor karşımıza. İnsana düşende aslında yapmadıklarından pişman olmaktansa, yaptıklarının acısını çekmek, en azından bunu da keşke yapsaydım dememek.
Bu oyunu oynamak aslında hem çok kolay hem de çok zor. Mesele doğru rolde, doğru kişilerle olmak. İnsan düşününce farkına varıyor bazı şeylerin. Oyunda sahte perde de sahte. Hayatın gözleri aslında her yerde. Oyunu sahnelerken yaptıklarımız asıl hayatın izlediği oyun. Yoksa bütün bu koşuşturmalar mı hayat. Biraz karıştı ama olsun hayat bu dümdüz olsa neye yarardı.
Şimdi benim gibi düşünen hayatta bazı şeyleri yapmanın gerektiğini düşünenler hiç vakit geçirmeden düşündüklerini yapsın. Sevdiklerinize sevdiğinizi haykırın, hiç korkmadan sağnak yağmurda ıslanın, bu oyundan keyif alın. Yıldızlar güzel. Gökyüzüne bakın ve onlardan bir tanesini seçin. Sonra da “Bu oyunu senin için oynuyorum” deyin. Hayat aslında güzel.
Onur bey,
Öncelikle kaleminize sağlık… Paylaşımınız için teşekkürler.
yazınıza şöyle bir yorum getirmek istiyorum.
Gülde güzel. Hele ki goncası… Armağan ettiğiniz kişinin elinde yapraklarını açması… Bakın nekadar güzel. Ancak dikeni var. Battımı can acıtıyor. Kanatıyor…
Hayatta böyle. Çok güzel ama bir yerlerde can acıtıyor, kanatıyor…. Önemli olan acı anında keşke yapmasaydım dememek…
Hayat eğrisiyle doğrusuyla devam ediyor…
Hayat; herşeye rağmen yaşamak…
Acıların bir olgunluk…
Mutlulukların yaşama sebebiniz olması dileğiyle…