Yeni bir sayfa – Nba yeni sezon(Son on beş)
Onur
->
Milwaukee Bucks
Mali kriz içerisinde olan takımlardan biri konumunda Bucks. Seyirci sıkıntısı, oyuncuların bu şehirde basketbol oynamak istememesi gibi sorunlar bir çok şeyden önde geliyor. Bütün bunlara rağmen Bucks için ufukta ışık gözüküyor.
En başta elbette ki Richard Jefferson takasına değinmezsek olmaz. Gönderdikleri ve aldıkları göz önüne alındığında New Jersey’nin kazık yediğini düşünebiliriz ancak onlarda kontratları parçalayıp salary de yer açarak 2010 da Leborn’a sulanmayı planlıyor ve bu yolda yapmaları gereken bir hamle olduğu için gerçekleştirdiler. Bucks açısından Michael Redd ile birlikte oldukça iyi bir kanat ikilisi oluştu. İç dış skor opsiyonları olarak da oldukça dengeli bir çift oluştu. Bu oyuncuları açık alanda koşturacak iki isim, flaş çaylak Ramon Sessions ve Luke Ridnour. Ridnour beklentileri karşılayamayan bir gard olduğu için Mo takası ile birlikte Bucks’ın yatırımını Sessions dan yana yaptığını söyleyebiliriz. Sezonun büyük bir bölümünde ilk beş başlaması şaşılacak bir durum oluşturmaz. Andrew Bogut ve Charlie Villanueva ile her ne kadar soru işaretleri oluşturan bir arka alanları olsa da oldukça potansiyelli bir durumdalar. Bu takıma savunma sevdalısı Scott Skiles gibi bir koç gelince işler sanki düzelecekmiş gibi duruyor. Birde çaylaklara parantez açacak olursak Joe Alexandar ve Luc Mbah a Moute ilk olarak iyi bir intibah bıraktılar. Forvet pozisyonunda sezon içerisinde ikisi de önemli süreler alabilir.
Sezon içinde ne yapacakları en belli olmayan takım durumundalar. Bu sezonun bilinmeyen, bir nevi sürpriz takımı diyebiliriz onlar için.
Minnesota Timberwolves
Al Jefferson gibi bir uzunu temel direk alarak çıktıkları yolda bu sezon birkaç gömlek atlayacakmış gibi duruyorlar. Geçen sezon aldıkları sürpriz diye nitelendirilen galibiyetlerini bu sene daha sık görebiliriz.
Oj Mayo karşılığında oldukça önemli iki parçayı kadrolarına dahil ettiler. Kevin Love zaman içerisinde Al’ın pota altındaki partneri olacaktır. Mike Miller ise tecrübesi, oyun yetisi ile bu genç kadroda kaynaştırıcı etki gösterecektir. Dış şut sıkıntısına da önemli derecede ilaç olacaktır. Kısa forvette Corey Brewer ilk savunmacı olarak rakibin skorer kısasını tutması şaşırtıcı olmaz. Oyun kurucu mevkisi ise Randy Foye’nin emrinde olacaktır.
Beklentilerin az olması ve yeniden yapılanmanın ilk evrelerinde olmaları rahat bir basketbol ile iyi sonuçlar almalarını sağlayacaktır. Rashard McCants oldukça üstün bir altıncı adam performansı gösterebilir. Bunun yanında Ryan Gomes de dikkate değer isim olarak ilgiyi hak ediyor.
New Jersey Nets
İleriye dönük hamlelerine devam eden Nets potansiyelli uzunları ve kısır forvet pozisyonuyla doğuda oldukça kolay bir ekip gibi duruyor.
Richard Jefferson takası takım açısından bazı dengelerin bozulmasına sebep oldu. Kısa forvet pozisyonu şu anda tam bir muamma. Eğer Vince Carter bu pozisyona geçer ve yerini Keyon Dooling’e bırakırsa oldukça garip bir arka alan izleyebiliriz. Devin Harris eğer sakatlık olmazsa bütün sezon ipleri elinde tutan adam olacaktır. Brook Lopez gibi yetenekli ve iyi bir uzunu kadrosuna katan Nets potansiyelli ama verimsiz bu ön alanda birkaç devrim başarabilirse tehlikeli bir takım hüviyetine bürünebilir.
Koça karşı son damla sabırlar bu sezon gösterilecek. Üst üste gelen başarısızlıklar sezon ortasında bile gitmesine sebep olabilir. Çok tuhaf olaylar gerçekleşmediği sürece playoffdan uzak sakin bir sezon geçireceklerini söyleyebiliriz.
New Orleans Hornets
Chris Paul’un takımı bu sezon daha güçlü, daha dişli ve daha tecrübeli. Artık bir adım daha öte gitmemeleri için bir sebep yok.
Mvp performansına Chris Paul’un bu sezonda da devam edeceğini düşünürsek pek hayalci davranmış olmayız. Tyson Chandler ve David West sistem içindeki rollerini hakkı ile yerine getirdikleri sürece takım kazanmaya devam edecektir. Morris Peterson’un geçtiğimiz sezon iki numarayı kıvıramaması üzerine bu sezonun belki de genel anlamda en önemli hamlelerden biri gerçekleşti ve James Posey Hornets yolunu tuttu. Kazanan bir oyuncu olması son üç sezonda iki şampiyonluğu olması onu oldukça cazip bir oyuncu haline getiriyor. 2, 3 ve 4 numara oynayabilmesi, 2 ve 3 numaraları savunmada bezdirebilmesi onu oldukça değerli kılıyor. Takıma kesinlikle farklı bir boyut getirecektir. Aynı zamanda Peja Stojakovic’in dinlenmesi sağlanacak Peterson’dan kalan sorunlu dakikalar artık eskisi kadar sorun olmayacak. Jannero Pargo her ne kadar Rusya yolunu tutsa da Posey’in gelişi ve Mike James’in takımda olması bu noktada sorun yaşanmayacağını düşünmemizi sağlıyor. Uzun rotasyonunda yine kaliteli bir yedek sağlayamasalar da Hilton Amstrong ve Melvin Ely bu noktada idare etmeye çalışacaktır. Gelişmesi dikkatle izlenecek bir diğer oyuncu ise Julian Wright.
Bu sezon büyük ihtimalle 60 galibiyeti zorlayacaktırlar ve Leborn insanüstü işler yapıp, takımına 50 galibiyet üstü yaptırmazsa mvp Chris Paul olabilir. James Posey 6. adam, Tyson Chandler ise yılın savunmacı ödüllerinde önemli birer aday olacaktır. Playofflarda da geçen sene Spurs karşısında kazandıkları tecrübe ile birlikte muhtemelen bu sezon batı finaline erişecektirler. Oradan gerisi ise karşılarındaki rakibe ve günlük performanslarına kalacaktır.
New York Knicks
Donnie Walsh bu ölü sezonda tavşanı şapkadan çıkardı ve bu büyük kamyonun şöfor koltuğuna rallici Mike D’Antoni yi geçirdi. Kadro yapısıyla ve diğer bütün etmenleriyle hızlı hücuma çabuk adapte olamayacak bu kadro zaman içinde değişikliğe uğrayacaktır.
Chris Duhon oyun kurucu mevkisinde 30 dakikaya yakın süreler alsa bile topu elinde tutan kişi yani maestro görevini üstlenen Jamaal Crawford olacaktır. Eddy Curry üzerine setler yapılsa bile hızlı siteme adapte olması zor gözüküyor ve bu yüzden zaman içerisinde başka arayışlara girebilirler. Zach Randolph karşılığında bir değer almadan gönderilmek istenmediği için Memphis yolunu tutamadı. Birkaç parça alabilecekleri bir takasta mutlaka onu kullanmak isteyecektirler. Quentin Richardson kadroda D’Antoni ile daha önce çalışan tek oyuncu ve kariyerinin en başarılı sezonunu da o zaman geçirmişti. Ancak şu anki şut ritmi ve oyuna karşı ilgisizliği Shawn Marion’a benzetilen Wilson Chandler’a gün doğduruyor. Nate Robinson yedekten patlayıcı skorer, David Lee ise saha içindeki hızlı uzun rollerini becerebilecek gibi duruyorlar. Yinede öncelikli olarak uzun konusunda bir çok sorunun çözülmesi lazım. Tabi Stephan Marbury de işin cabası.
Her ne kadar daha iyi olacaklarmış gibi dursa da hala New York semalarında kargaşa hakim. Danilo Gallinari sırtından geçirdiği sakatlık sonrası sezona sorunlu başlayacak. Bunun yanında çözüme varmamış olan takas senaryoları ile birlikte New York’u bir lottery sezon daha bekliyor.
Oklohama City Thunders
İşte yeni bir takım. Seattle şehrinde büyük bir geçmişi geride bırakıp yola devam etme kararı alan takım artık Oklohama City Thunders adı ile anılacak.
Ligin en zayıf kadrosu olarak görülmeleri gayet normal. Kevin Durant, Jeff Green ve Russell Westbrook gibi draftta üst sıralardan seçtikleri oyunculara yatırım yaparak yeniden yapılanma dönemine girdiler. Geçen sezonun en iyi çaylağı bu sezon oyununu daha da geliştirecektir. Takımda insiyatif sahibi oyuncuların olmaması onu takımın sıkıştığı anlarda en değerli isim haline getiriyor. Boşaltılan salary ile 2009 ya da 2010 piyasasındaki ideal uzunlardan birine sulanacaklar gibi duruyor. Bunun için takımda takas anlamında değeri olan Chris Wilcox ve Nick Collison gibi uzunların takas olması muhtemel. Sezon sonunda yine top 5 bir draft hakkı ile yeni umutlara yelken açacaklar.
Orlando Magic
Geçen sezon tecrübesizliğinin kurbanı olup elenen Magic bu sezon daha iddialı ve daha güçlü.
Başarılı bir takımın bozulmaması felsefesinden yola çıkarak takımda çok değişiklik gerçekleşmedi. Kontratı biten Keyon Dooling New Jersey yolunu tuttu. Porto Ricolu gard Carlos Arroyo ise yeni Avrupa akımına katılıp Maccabi ile anlaştı. Bu iki transferde de Hidayet Türkoğlu’nun bu sezon sona erecek olan kontratı büyük önem taşıyor. Bir diğer yandan iki oyun kurucunun kadrodan eksilmesi ile oluşan boşluğa Anthony Johnson geldi. Haddini bilen tarzı ve zaman zaman patlama yaptığı kariyeri ile iyi bir oyuncu profili çizen Johnson Jameer Nelson saçmalamanın sınırlarını zorladığı günlerde takımın bir numaralı oyun kurucusu olacaktır. Bir diğer önemli hamlede Michael Pietrus’un takıma dahil olmasıydı. Maurice Evans’ın Atlantaya gitmesiyle bu noktada oluşan ihtiyaç onla giderildi. Stephen Jackson’ın arkasında değeri zaman içinde düşen Pietrus için Orlando yeni bir başlangıç olacaktır. Bunun yanında JJ Reddick ve Courtney Lee’nin gösterdiği performanslar takım için oldukça sevindirici.
Dwight Howard çok genç ve şu anda şüphesiz herhangi bir takımın pota altını karartabilir. Artık şut atmayı da öğrenmeye başladı ve ofansif repretuarını genişlettikçe Magic daha tehlikeli bir takım olacaktır. Sezonu doğuda Boston’un ardından ikinci bitirmeleri içten değil ancak sezon sonunda bitecek olan Hidayet’in kontratı başlarını ağrıtabilir.
Philadelphia 76ers
Bu sezonun dikkatleri en çok üstüne çeken takımı. Ölü sezonun şampiyonu olan 76ers Ed Stefanski’nin hamleleri sonrası kalbur üstü bir takım haline geldi. Bakalım sezon onlara neleri getirecek.
Geçen sezon bir çok otorite onları lottery takımı olarak nitelemişti ancak onlar bütün bu söylenenlere rağmen nerdeyse sezonu 6. bitireceklerdi. Ancak olmadı ve 7. bitirip Detroit ile eşleştiler. Detroit’e ummadıkları yenilgiler tattırıp playoff tecrübesi kazandılar. Ardından ufak tefek hamleler ile kadroda yeterli alan açılıp takımı ile bağlarını koparan Elton Brand için gerekli yer hazırlandı ve Clippers ve Warriors daha iyi teklifler vermesine rağmen ışığı gören Brand 76ers yolunu tuttu. Böylece son parçada eklendi ve takımın iskeleti oluştu. Ed amca bunlarla da yetinmeyip Theo Ratliff, Donyell Marshall ve Karem Rush gibi oyuncuları kadroya katarak benci daha da derinleştirdi. Aynı zamanda Louis Williams ve Andre Igoudala kontrat imzalanarak takımın öz değerleri de korundu.
Thaddeus Young üzerine önemli bir yük binmesine rağmen 76ers önemli bir playoff takımı olacaktır. Takımın sezon içindeki alışma süreci ve bunun sonrasında gelecek olan dinamik dönemde 76ers birçok takımı üzebilir. Rollerin belli olduğu bir takımda herkes üzerine düşeni gerçekleştirirse 76ersı başarılı bir sezonun beklediğini söyleyebiliriz.
Phoneix Suns
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözünü artık Suns için kolaylıkla söyleyebiliriz. Shaquille O’Neal’ın gelişi ile değişen sistem Spurs’e ilk turda elenilince iyice sarsıldı ve sonunda 7 saniye sisteminin yaratıcısı Mike D’Antoni takımdan ayrıldı.
Takımın başına savunmaya daha çok önem veren bir koç Terry Porter geldi. Bunda onun Steve Kerr’in arkadaşı olduğunun etkisi yadsınamaz ama bu şekilde takım bir mesajda vermiş oluyor. Her ne kadar Porter’ın kariyeri iç açıcı olmasa da artık her şey daha farklı. Steve Nash önder olmaya devam edecek. Onun bayrağını taşıma görevi çaylak Goran Dragic’e kalacak. Ölü sezonda draft haklarının takası ile Nba hakları Phoneix’e geçen Dragic belli bir uğraş sonrası takımı Tau Ceramica’yı ikna etti ve Nba yolunu tuttu. Steve Kerr her ne kadar olayı abartıp onun Derrick Rose’dan sonra draftın en iyi oyun kurucusu olduğunu söylese de basketbol mentalitesi ve yetenekleri ile Phoneix’e büyük fayda sağlayacaktır. İlk tur hakkı olarak da ikiz uzunlarda afro saçlı savunmacı olanı yani Robin Lopez seçildi. Shaq çıktığında yavaş hücumda pivot mevkisinde ki süreleri o alacaktır. Bir diğer önemli katılımda Matt Barnes oldu. Değeri hiçbir zaman tam anlaşılamayan Barnes Phoneix’te oyununu daha da yukarı çıkaracak gibi gözüküyor. Grant Hill’in yerine ilk beşe çoktan yerleşti.
Amare Stoudamire’ın savunma bilgisi zaafı, Nash giderek düşen bedeni takımın en büyük dezavantajları. Yavaş sistemden bazen çıkıp yeniden eski düzene dönecektirler ancak bunu bir sezon boyunca görmeyi beklememiz hayalcilik olur. Sezonu yine 5-8 arasında bir yerde bitirebilirler. Ancak sonları geçen senekinden farklı olmayacaktır.
Portland Trailblazers
Ligin en düşük yaş ortalamalı takımı. Potansiyelinin sınırlarına henüz ulaşmamış bir oyuncu topluluğunun yol haritasında sadece bir durak mı yok daha fazlası mı?
Bir çok otorite Portland’ı bu senenin kesin playoff adayı olarak gösteriyor. Hatta çoğu yerde kuzeybatı grubu birincisi olacakları söyleniyor. Ancak unutulmaması gereken bir çok konu var. Her şeyden önce takımın genel yapısında önemli rolü olacak üç oyuncu çaylak. Bu oyuncuların ortama alışma süreleri ne kadar kısa sürerse sürsün o malum duvar önlerine çıkacaktır. Ayrıca Greg Oden’ın fiziki durumunun hala ne olduğu şüpheli. Eğer sakatlıktan tam olarak sağlam döndüyse Portland için bu çok önemli bir artı olur. Diğer türlü ise sakatlıktan ötürü bir türlü istenen seviyeye ulaşamamış yeni bir Nba yıldızı ile tanışmış oluruz.
Jerryd Bayless, Nicolas Batum, Rudy Fernandez ve Greg Oden bu sene çaylak yıllarını oynayacaklar. Bunun yanında takıma yeni dahil olan Ike Diogu pota altı rotasyonu açısından önemli bir eklenti sayılabilir. Eğer potansiyel kinetiğe dönüşürse başarılı olmaları içten bile değil. Playoff büyük ihtimalle yapacaklar ancak işler ters giderse tam terside olabilir. Brandon Roy ve Lamarcus Aldrigde’ı all star da görebiliriz.
Sacramento Kings
Artest’in de gidişiyle takımın temel oyuncusunun Kevin Martin olduğu artık bariz şekilde belirlenmiş oldu. Eski kadrodan kalan Brad Miller’da sezon içinde takas olacak gibi duruyor zira geçen senenin Oden’dan sonraki en iyi pivotu olan Spencer Hawes sezona oldukça istekli başladı.
Beno Udrih ile kontrat imzalanmasından sonra gözüken o ki takımın arka alandaki üçlüsü John Salmons, Kevin Martin ve Udrih ten oluşacak. Mikki Moore 4 numarada ilk beş başlarken Hawes de yeni yapılanmada pivot görevini üstlenecek. Her ne kadar görüntü olarak fena bir izlenim vermeseler de özellikle arka alandaki savunma açısından zayıf rotasyon bu alanda güçlü rakipleri karşısında onları zorlayacaktır. Hemen hemen her oyuncularının çeşitli hücum silahları olmasına rağmen tam anlamıyla savunmacı bir karakter takımda bulunmuyor. Bunun zaafı sezon içinde yaşanacaktır. Çaylak Donte Greene iyi bir izlenim verse de sezon içinde ki gelişmeler daha büyük önem arz ediyor. Ayrıca bir zamanların potansiyeli yüksek Duke pota altı canavarı Shelden Williams’ın ise durumu hala bir muamma.
Sezon içerisinde pek fazla bir değişiklik olmayacak bir takım hüviyetindeler. Miller takası ile gelen parça ya da parçalar takım üzerinde etki oluşturmazsa sezonu batının son 4 takımı içinde bitirmeleri olası.
San Antonio Spurs
Tek bir sene. Şans belki onlardan yana ama iki yüzün dediği gibi insanlar kendi şansları kendiler yaratırlar.
Bu noktada taraftar kimliğimi bir kenara bırakmamın zor olduğunu söylemem gerek. Elimden geldiği kadar objektif yaklaşacağım ve açıkcası pek umutlu değilim. Ligin en yaşlı kadrosu ile mücadele verecekler. Michael Finley, Bruce Bowen ve hatta Tim Duncan eskisi gibi değil ve bu parçalar takımın en önemli parçaları. 2007 senesinde alınması gerekilen önlemler şampiyon takım bozulmaz mantığı ile alınmadı ve bu duruma gelindi. Pota altında Luis Scola ve Tiago Splitter gibi iki yeteneğin kadroya dahil edilememesi dahası Scola’nın bir hiç karşılığında Houston’a verilmesi belki de pota altımızın durumunu açıklamaya yeter. Duncan her ne kadar ortada caydırıcı bir güç oluştursa da bunu 5 sene önceki gibi yapamıyor. Ayrıca yardımcılarından Kurt Thomas harici diğer ön alan oyuncuları yetersiz savunmacılar. Bu yüzden üniversitedeki konferansında en iyi oyuncu seçilen Anthony Tolliver ve Ian Mahinmi kadroda bu sezon kendilerine yer buldular. Manu Ginobili’nin sezona sakat olarak girmesi ve Brent Barry’nin yokluğu takımı arka alanda oldukça zorlayacak. Çaylak George Hill combo gard olarak iki pozisyonu yedeklemeye çalışacaktır ancak Roger Mason ile birlikte yetenekleri sınırlı olduğu için bu noktada da sorunlar yaşanacaktır.
Çözülmesi gereken bir çok sorun var ve durum açıkçası pek iç açıcı değil. Ama yinede hem koç açısından hem de lider açısından oldukça yetenekli ve tecrübeliler. Bu da onların en büyük avantajı. Houston bu kadar güçlü iken ilk dörtte sezonu bitirmeleri zor gözüküyor. Geçen sene Hornets’ın tecrübesizliğinden faydalanıp konferans finali yaptılar ancak sene içinde sihirli bir değnek değmezse bunu tekrar yapmaları zor gözüküyor(Yazmak gerçekten zor geldi).
Toronto Raptors
En etkileyici adımlardan birini atan takımlardan biride bu ölü sezonda Raptors idi. Biraz incede olsalar onlarında artık ikiz kuleleri var.
Jermaine O’Neal’ın gelişi ile takımın ön alandaki kombinasyonu oldukça etkileyici bir hal aldı. Sakatlık sonrası hücum performansını düzeltemeyen Jermaine belki de kariyerinin en iyi yıllarına giren Chris Bosh ile pota altını savunacak. Bosh’un hücum repretuarına Jermaine’ninkiler de eklenince korkutucu bir hal alıyor. Andrea Bargnani 6. adam görevini artık kabullendi ve sorumluluğunu yerine getirecektir. Ön alan böyle umut yeşertirken arka alan için aynı şeyleri söylemek zor. Tj Ford’un takası ile takım sistemlerine uyan gardları Jose Calderon ile yola devam edeceğini zaten belirlemiş oldu. Calderon sistem içinde yapması gerekeni yapacaktır ancak geri kalan rotasyon iç açıcı değil. Anthony Parker fena bir savunmacı değil ancak onunda bir çok eksiği var. Jason Kapano’nun üçlükten başka bir numarası yok. Çaylaklar için konuşacak olursak Roko Leni Ukic potansiyelli bir Avrupalı. Daralan rotasyonda süre bulacaktır. Ancak Nba alışması uzun sürebilir. Nathan Jawai için ise bekleyip göreceğiz.
Atlantik grubunu Boston’un arkasından ikinci bitirip 4-5-6. sıralardan birinde playoff yapacaklar muhtemelen. Playofflarda pek iyi oynadıkları söylenemez ancak Jermaine’nin katılımı ile bu sefer daha iyi bir performans gösterebilirler.
Utah Jazz
İyi hücum eden ama savunmada aksayan bir takım. Geçen sezon batının en iyisi karşısında pek direnemeseler da hala kuzey batının en iyisi durumundalar.
Deron Williams ve Carlos Boozer ikilisi üzerine kurulu sistemde hücum yönü oldukça iyi çalışıyor. Ancak takımın başarı olarak daha ileri gitmesi için savunmada da bir gömlek yukarı çıkması lazım. Geçen seneki ilk beş göz önüne alındığında Mehmet Okur ile Boozer’ın bu noktada sorunun kaynağını oluşturduğunu anlamak zor değil. Mehmet bireysel olarak savunmada önemli işler yapma çabasında olsa da Boozer işin savunma yanında savunma ribaundu toplamaktan başka bir şey yapmıyor. Bu da onların savunma da aksamasına sebep oluyor. Kontratları bitmeye yaklaşan Boozer ve Memo dan biri bu yüzden yakın zamanda kadrodan ayrılabilir. Bu nokta da ne yapıp edeceği belli olmayan Boozer belli bir değer karşılığında takas edilmek istenebilir ama belki de şu anda ligdeki en iyi boyalı alan skorerini kontratı bitecek diye takas etmekte mantıksız gözüküyor. Bu yüzden bilet Memoya kesilebilir. Arkadan gelen Paul Milsap aldığı sürelerde çok verimli oynuyor. Bunun yanında Jerry Sloan ilk beşte değişikliğe giderek Andrei Kirilenko’yu 6. adam olarak kullanmaya başladı. Cj Miles sınırlı süre oynasa da ilk beş başlar durumda. Ortalama bir ilk tur seçimi için 3. yıl patlama yılı olarak görülür. Bu sezon bu beklentiyi Ronnie Brewer da görebiliriz. Çaylak Kosta Koufos oyun yapısı olarak fazla yumuşak kalıyor. İnce işler yapabilir ancak şu anki durumda fazla süre alacakmış gibi gözükmüyor.
Muhtemelen kuzey batı grubunu birinci bitirip onlardan daha iyi takımlar olsa bile sezonu ilk dört içinde bitirecekler ancak bu ev sahibi avantajını etkilemeyecek. Bu sezonda Houston ile eşleşmeleri pek hoş olmayacak gibi duruyor. Konferans finali çok uzak değil ancak daha kat etmeleri gereken çok yol var.
Washington Wizards
Kendi sistemleri içerisinde en büyük yıldızları olmamasına rağmen başarılı olabileceklerini gösterdiler. Ama görünüşe göre bunu bir kez daha gerçekleştirmeleri gerekecek.
Sezon sonunda playoff onlar için iç açıcı geçmedi ancak Gilbert Arenas’ın yokluğunda birçok kişi onların playoff yapmasını bile beklemezken onlar bunu gerçekleştirdi. Ölü sezonda önce takımın ağır yükünü taşıyan Antawn Jamisson ile anlaşıldı. Ardından Gilbert Arenas’a teklif götürüldü ancak Arenas teklifi reddedip daha düşük bir miktara Wizars’lı olmaya devam etti. Arenas’tan beklenmeyen bir hamleydi bu ancak verilen kararı sorgulayacak bir olay yaşandı ve Arenas tekrar sakatlandı. Sezon ilk kısmında takımına yardım edemeyecek olan Agent Zero bu sakatlık sonrası herkesin aklındaki soru işaretlerini çoğalttı. Aynı dönemde Jamisson’ın da sakatlanması ancak ardından çabucak iyileşmesi yürekleri ağza getirdi. Bir diğer yandan da takım ilk tur draft hakkını bir uzun oyuncudan kullanarak JaVale McGee seçildi. Bençte bir uzunun daha olması rotasyon açısından iyi bir durum.
Takımın geçen sene gösterdiği direnci yine göstermesi olası ancak daha da güçlenen batıda bu dirençleri bu sefer pek işe yaramayacakmış gibi gözüküyor. Playoffu uzaktan seyredecek takımlar içinde olacaklar gibi gözüküyor. Ancak Arenas düzelip yine şapkadan tavşan çıkarmaya başlarsa işler değişebilir.
Takımların çokluğundan olsun, yerimizin darlığından olsun bazı konulara değinip hemen bırakmak durumunda kaldım. Şimdiden affınıza sığınıyor, yazılarımı okuyan herkese teşekkür ediyorum.
SPURS FOREVER